Bilim insanlarının en sevdiği bilim kurgu öyküleri

İyi bir bilim kurgu okuru ya da izleyicisi olmak için bir bilim insanı olmak elbette gerekmiyor. Üstelik son dönemde bilim kökenli olmayan birçok yazarın da son derece önemli bilim kurgu kitaplarına imza attıklarını biliyoruz. Yine de bilim kurgu edebiyatının en büyük klasiklerinden bir kısmının aynı zamanda bilim insanı olan kişiler tarafından üretildiği de bir gerçek.

Bilimin sınırlarını kurgu dünyasında zorlayan kitaplar ve filmler birçoğumuz gibi bilim insanları tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Söz konusu öykülerin bilim dünyasının en büyük ilham kaynaklarından olduğuna da şüphe yok.

Aşağıda bir kısmına yer verdiğimiz, günümüzün alanlarında en önemli bilim insanları da kendilerini en çok etkilemiş bilim kurgu romanlarını ve filmlerini açıklıyorlar.

Dr. Max Tegmark, kozmolog ve fizik profesörü (MIT): “Greg Egan’ın ‘Permutation City’ romanını çok seviyorum. Yazarın kitapta gerçekliğin doğasına dair yaptığı keşifler beni büyüledi ve kendi çalışmalarımda da bana ilhâm verdi.”

Dr. Sean Carroll, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde teorik fizikçi: “Edebi olarak en favori kitabım olmasa da, Robert Forward’ın ‘Dragon’s Egg’ romanındaki hayal gücünü seviyorum. Hikaye bir nötron yıldızının yüzeyinde bulunan, tamamen sıradışı olarak değerlendirebileceğimiz yaşam formunu anlatıyor. Kitap bu anlamda yaşamın bizim tahmin edebileceğimizin çok ötesinde, başka formlarda da mümkün olabileceğini hatırlatması açısından çok etkileyici.”

Dr. Seth Shostak, astronom (SETI):Stanislaw Lem, 1980’lerin başlarında ‘Golem XIV‘ adlı kısa bir öykü yazdı. Bu öykü “Uzaylılar neye benzer?” diye soran herkes için referans olarak gösterdiğim bir kitap. Uzaylılar, çoğu kişi tarafından düşünüldüğü gibi kısa, vücutlarında tüy olmayan ve gri varlıklar değil, onlar akıllı makineler. Lem, öyküsünde uzaylılar hakkında konuşmuyor olsa da, kitapta anlatılanlardan bizim temas edebileceğimiz herhangi bir dünya dışı zeki yaşam formunun büyük bir olasılıkla biyolojik beyin yapısından sibernetik bir zeka formuna geçmiş olacağını anlıyorum… Favori bilim kurgu filmim ise H.G. Wells‘in ‘War of the Worlds‘ (‘Dünyaların Savaşı‘) kitabının 1953 tarihli ilk beyaz perde uyarlaması.

Dr. Chris Stringer, Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nde antropolog: “‘Brazil‘ – sıradışı olmasının yanında komedi ve korku unsurları da taşıyor ve Terry Gilliam‘ın yarattığı malum alternatif dünya hakkında bir sürü küçük detaylarla dolu. Michael Palin de sistem tarafından giderek bir işkenceciye dönüştürülen efendi insan rolünde çok başarılı.”

Carl Sagan‘ın efsanevi televizyon serisi Cosmos‘u geliştirip güncelleyerek yeni nesille tanıştıran ünlü astrofizikçi Neil deGrasse Tyson: “‘The Day the Earth Stood Still‘ (1951). Hikâye o kadar güçlü ve ilgi çekici ki, filmin gerçekten ağır görsel efektlere ya da canavarlara ya da şiddet içerikli sahnelere ihtiyacı yok…” Tyson’ın diğer favori bilim kurgu filmleri ise şunlar: 2001: A Space Odyssey (1968), Planet of the Apes (1968), The Terminator (1984), The Quiet Earth (1985), Contact (1997), Deep Impact (1998), The Matrix (1999), The Island (2005), Watchmen (2009).

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...