Dünya’daki suyun yarısı Güneş’ten daha yaşlı olabilir

Science dergisinde yayınlanan ve gezegenlerin oluşum sürecinin ilk dönemlerini inceleyen çalışmada, Dünya‘daki okyanusların yarısı miktarındaki suyun Güneş‘ten daha yaşlı olabileceği teorisini güçlendiren bazı bulgular elde edildi.

Bir gaz ve toz bulutunun içinde bulunan su moleküllerinin, söz konusu çalışmadan önce, yıldızın ilk ışınlarını göndermesiyle onları bir arada tutan bağları yitirdiği ve dolayısıyla gezegen oluşumunun ilk safhasında bu suyun ortadan kalktığı tahmin ediliyordu. Bilim insanları, bu alanda daha net bir bilgi edebilmek adına hidrojenin en ağır formlarından biri olan döteryumu incelemeye başladılar. Uzayda hidrojen ve döteryum arasındaki oran, kabaca bir milyonda 26 olsa da, Dünya’daki ve Güneş sisteminin diğer yapılarındaki sularda bulunan döteryum miktarı bundan 6 kat daha fazla. Su moleküllerinin oluşumunun ardından sudaki döteryum miktarının artmasını sağlayan ‘ağır su’ reaksiyonunun normal su oluşumuna kıyasla daha hızlı olduğu bilgisini elde eden bilim insanları daha sonra gezegenlerin bir gaz ve toz bulutu oldukları aşama üzerine odaklandılar. Bu noktada, ‘ağır su’ oluşumu için gereken çok düşük sıcaklık ve iyonizasyon için yeterli miktarda radyasyon ve oksijen bulunduğu ve Güneş sistemindeki suyun kaynağının da bu olabileceği fark edildi.

Gaz ve toz bulutu içinde açığa çıkan suyun Güneş’in etkisine dayanarak gezegen oluşumunun ilk evresinde yer alıp almadığını inceleyen bilim insanları, yıldızın manyetik alanının iyonizasyon için gerekli olan radyasyon kaynaklarının büyük bir kısmını engellemesine rağmen, gaz ve toz bulutunda Güneş’ten gelen X ışınlarının ve kısa ömürlü radyonüklidlerin bulunduğunu tespit ettiler. Fakat yine de söz konusu radyasyon miktarının su moleküllerinin oluşumu için gerekli olan reaksiyonu yeterli bir hıza ulaştıramayacak kadar düşük olduğu görüldü.

Bu bulgular, Güneş sistemimizin göktaşlarındaki buzun ve Dünya’nın okyanuslarındaki suyun kökeninin Güneş’in oluşmasından sonra değil, Güneş’i de oluşturan soğuk moleküler bulutun daha erken bir safhasında temellendiği düşüncesini güçlendiriyor. Söz konusu bu erken safha ise Güneş sisteminden yaklaşık bir milyon önce olan bir zaman dilimine denk düşüyor.

Michigan Üniversitesi‘nde görevli olan bilim insanı Ilsa Cleeves konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “bu bulguların oldukça heyecan verici olduğunu ve su oluşumunun her bir yıldız sisteminde yerel niteliği olan bir süreç olması durumunda, suyun ve yaşamın oluşumu için zorunlu olan diğer önemli kimyasal içeriklerin miktarının her yıldız sisteminde çeşitlilik gösterebileceğini” belirtti. Cleeves’a göre moleküler buluttan gelen ve kimyasal açıdan zengin buzlardan bazıları doğrudan bir su mirası taşıdıkları için, daha genç gezegensel sistemler bu önemli içeriklere erişme olanağına sahip oluyorlar.

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...