Kasım 2014

Chicago'da yaşayan sanatçı Bruce Riley, tuval üzerine damlattığı boya ve döktüğü reçine katmanlarından yapılmış soyut, organik biçimler oluşturan çalışmalara imza atıyor. Sanatçının bu eserlerine ekran üzerinden bakıldığında, ışığın birçok açıdan içeriye girdiği ve alt katmanlara doğru gölgeler barındıran her bir parçanın derinliğini ve ölçeğini kavramak

Londra'da yaşayan fotoğrafçı Nick Turpin, Through a Glass Darkly adlı bu fotoğraf serisinde soğuk kış günlerinde şehirdeki otobüs yolcularının havanın kasvetini de yansıtan durgun anlarını vurguluyor. Pencereden dışarıya bakarken ve koltuklarında uyurken fotoğraflanan karamsar ve dalgın yolcuların, gidecekleri yere varmak için beklerken uzaklara dalıp gittikleri

Carl Sagan, gökyüzünde parlayan her şeyin bunu nükleer füzyon sayesinde yapabildiğini söylemişti. Bütün bu sürecin ardında yatan fizik elbette başlıbaşına etkileyici bir fenomen. Bununla birlikte, yeryüzünden görülebilen milyarlarca yıldızın gökyüzünde oluşturduğu manzaranın insan zihninde fizik bilimin açıklayabileceğinin ötesinde duygulara ve düşüncelere yol açtığı da ortada.

İstiklâl Caddesi üzerinde bulunan Yapı Kredi Kültür Merkezi bugünlerde oldukça ilgi çekici bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Klasik Türk müziğinin en önemli isimlerinden Zeki Müren'in çocukluk döneminden son günlerine kadar daha önce yayınlanmamış çeşitli fotoğrafları ve kostümleri içeren sergi aynı zamanda sanatçının gündelik yaşamını da gözler

Rochester, New York'ta yaşayan sanatçı Dave Pollot, ikinci el tablolar satan dükkanlardan topladığı resimlere eklediği pop kültür karakterleri ve objelerinden oluşan geniş bir koleksiyona sahip. Pollot, yeni ve daha değerli tablolarla karşılaştırıldığında muhtemelen yeterince etkileyici olmadığı düşünülen bu resimler üzerinde yaptığı değişikliklerle onları çok daha

İsveçli sanatçı Nikolaj Cyon tarafından yaratılan bu harita Afrika'nın Avrupalılar tarafından kolonize edilmemiş olsaydı neye benzeyeceğini gösteriyor. Big Think sitesinde yer alan haberde belirtildiğine göre, Avrupa merkezli yaklaşımı tersine çeviren biçimde konumlandırılan bu harita tarihsel, dilsel ve etnografik verilerin biraraya getirilmesiyle hazırlanmış. Haritaya biraz daha yakından

Binlerce yıl boyunca insanlar çok uzaklardan gelip geçen kuyrukluyıldızlara tanık oldular. Uzun ve etkileyici kuyruklarıyla aniden gökyüzünde beliren bu parlak objeler onlar için neredeyse büyülü bir etkisi olan bilinmeyen ve gizemli nesnelerdi. Söz konusu bu gizem ve büyü artık yerini -bugün onu tanımladığımız anlamıyla- gerçeğin