Uzay turizmi için ölmeye değmez

Milyonlarca doların harcandığı, gösterişçi bir heyecan turuna hizmet ederken cesur bir test pilotu hayatını kaybetti ve bir diğeri de ciddi bir biçimde yaralandı.

Şunu en başından açıkça belirtmeliyim: Uzay gemilerini severim. Hem de çok. Challenger felaketinin ardından bir uzay mekiğinin ilk defa yeryüzüne inmesini görmeye gittim. Mojave‘ye, SpaceShipOne‘ın ilk test uçuşunu görmeye gittim ve görünürde bunun nedeni onunla ilgili yapmam gereken bir haber olsa da, aslında olup biteni gerçekten büyük bir merakla izledim. SpaceX‘i büyük bir ilgiyle takip ediyorum, ve bu hafta meydana gelen Orbital Sciences‘ın Antares felaketinde gerçekten bir hayal kırıklığı hissettim.

Fakat Mojave‘de yaşanan bu trajedinin yankıları -bir SpaceShipTwo denemesi daha önce de bazı ölümlere yol açmış olsa da- devam ederken keşfetmek hakkında, öncüler ve sınırları aşmak hakkında çok şey duyacağız. Herkes İnsanoğlunun Attığı Büyük Adımlar ve Daha Önce Hiçkimsenin Gitmemiş Olduğu Yerlere Cesurca Gitmek hakkında konuşacak. Ve biz de bütün bunların bir saçmalık olduğunu söylemeliyiz.

SpaceShipTwo -en azından, kuyruğunda Virgin Galactic ambleminin boyalı olduğu versiyonu- devlete ait bir yıldız gemisi değil. Uzayın sınırlarını keşfetmek için kullanılan bir araç da değil. Virgin Galactic, atmosferin en ucuna kadar gidip yörüngenin başladığı yere geçememekten daha fazlasını yapsaydı bile yine böyle bir araç olamayacaktı. Virgin Galactic’in yaptığı şey dünyanın en pahalı roller coaster’ını, Beluga havyarının havacılıktaki versiyonunu inşa etmek. Bu tamamen zenginler, dünyanın ağırlığını hissetmemek için 250.000 dolar ödeyenler için yapılan bir şey.

İnsanlar zengin olur; para da harcarlar. Bazen de bunu kaba ve bayağı bir biçimde yaparlar, ama görünüşe bakılırsa hepimiz de bu sistemi kabul ediyoruz. Fakat, bu durum bu sistemi inşa eden işçilerin hayatına mâl olmaya başladığında, onu kabul etmeyi durdurmalıyız.

Hükümetler ve iş dünyası uzay seyahatini her zaman efsanevi bir macera olarak konumlandırdılar. Fakat bu bir yanlış yönlendirme. Bu yalnızca bir markalaştırma çabası. Apollo programı, Soğuk Savaş boyunca devam eden teknolojik olarak en sofistike propaganda, süper güçlerin bilimsel açıdan kendileriyle ne kadar övündüklerini göstermek için sürdürdükleri bir mücadeleydi. Hemen kızmayın -bu gerçek elbette elde edilen başarının parlaklığını azaltmıyor. Mühendislerin birer dahi ya da astronotların da cesur ya da yetenekli bireyler olmadıkları anlamına da gelmiyor. Ama, en azından bir parça da olsa, bu astronotların bize yeni ufuklar açan kaşifler olduğu fikrini bir sorunsal haline getiriyor.

Tarihsel olarak, sınırlar her daim riskli olmuştur. 1600’lü yıllarda ortalama bir Batı Avrupalının bir sınır olarak düşündüğü şey başkalarının topraklarıydı. Ve bu sınırlara doğru gitme nedenleri de her daim karmaşık bazı ekonomik nedenlerle ilgiliydi. Columbus cesur muydu? Elbette, muhtemelen. Ama o aynı zamanda bir ticaret rotası arıyordu. İstilacılar gözüpek miydi? Evet. Ama onlar altın ve toprak peşindeydiler. İnsanoğlunun ufukları aşmak, dağların ötesine, bilinmeyene doğru gitmek için onları zorlayan dürtüleri var mı? Böyle olduğu açıkça ortada. Ama bizler bu dürtüyü ve tutkuyu her zaman onun potansiyel sonuçlarına göre bir dengede tutarız. Orada bir şeyler varsa oraya gideriz.

Bir uzay programının insanlığın, evimiz olan gezegenden ayrılması için tasarlanmış olması tam da bu yüzden anlamlıdır -ama yalnızca belirli bir açıdan. Nihayetinde bu gezegen yaşanılamayan bir yer olacak, ya biz insanların ona yaptığı bazı şeyler yüzünden ya da birtakım doğal nedenlerden dolayı. Asteroitler yeryüzünü daha önce temizlemişlerdi, ve muhtemelen bunu yeniden yapacaklar. Bu gerçekleştiğinde burada olmamak iyi olurdu. Elon Musk, roket şirketi SpaceX için açık bir gerekçe olarak bunu da göstermişti. Uzaya gitmek harika, zorlu ve insanlık için de tinsel yanı olan bir deneyim. O aynı zamanda bu durumla alay edercesine tamamen pratik olan bir şey de. İşte öncü olmak tam da bu.

Böyle bir serüvene Virgin Galactic’le katlanmak bir hata. Keşfetmek ve tahliye etmek bu firmanın değer verdiği şeyler değil. SpaceShipTwo‘nun sahip olduğu teknoloji, belki de onun en geniş tanımı dışında, insanlığı dünyadan çıkartabilmek üzere tasarlanmış değil. Kullanılan mühendislik dahiyane, ama çok çok yükseğe gidebilen bir roket uçağının karşılaştığı zorlu bir meşru meydan okuma dışında, bir şeyler keşfetmekle de ilgisi yok. Bu, uzay turizmini sürdürülebilir bir ticarete dönüştürmekle ilgili.

Yeni bir hava taşıtını test etmek çoğu insanın sahip olduğunun ötesinde bir cesaret ve yetenek düzeyi gerektirir. Askeri jetleri ya da dev taşıma uçaklarını kullanan pilotlar kendi ülkelerinin güvende olmasını sağlıyorlar (en azından kağıt üzerinde) ya da küresel ekonominin gelişmesine katkıda bulunuyorlar. Virgin Galactic‘in uçmasını istediği uçakları test etmek için gereken şey de bundan daha az bir cesaret ya da daha az yetenek değil. Bu mühendisler ve bu pilotlar insanoğlunun kazanımlarının zirvesinde yer alıyorlar. Yaptıkları şey hayranlık uyandırıcı. Virgin‘in bunu yapma nedeni ise böyle değil.

Çeşitli şirket temsilcileri bu pilotların Nihai Sınırları aşmaya yardımcı olan öncüler olduklarına dair övgüler dizdiklerinde, bunun sizi kızdırması gerekir. Bu pilot uzay için değil lüks bir hizmet sağlayıcısı için öldü. Onun ölümü bizi Mars’a yaklaştırmıyor; zenginleri ağırlıksızlıktan ve güzel bir manzaradan uzaklaştırıyor.

Yazı: Adam Rogers, Space Tourism Isn’t Worth Dying For (Wired)

Çev: Cenk Atlı

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...