Ursula K. Le Guin: Özgürlüğü hatırlayabilen yazarlara ihtiyacımız olacak

Bilim kurgu ve fantezi edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Ursula K. Le Guin, ABD’nin en saygın edebiyat ödüllerinden biri olarak bilinen National Book Award‘ın bu yıl verdiği Amerikan Edebiyatı’na Olağanüstü Katkı Madalyası’na layık görüldü. Ödülünü, 19 Kasım 2014’te New York’ta gerçekleştirilen bir törende, fantezi edebiyatının bir diğer önemli ismi Neil Gaiman‘dan alan yazar, ödül töreninde yaptığı konuşmasında yayıncılık ve edebiyat dünyasıyla ilgili son derece dikkat çekici tespitler ve yorumlarda bulundu.

Le Guin’in 65. National Book Award törenine damgasını vuran konuşmasının tam metni şöyle:

(Parantez içlerini Le Guin, seyircilerden gelen tepkilere karşılık doğaçlama olarak söylemiştir.)

“Neil’a ve bu güzel ödülü bana verenlere içten teşekkürlerimi sunuyorum. Şu anda burada bulunmamda benim kadar ailemin, menajerimin ve editörlerimin de payları olduğunu ve bu güzel ödülün benim olduğu kadar onların da olduğunu bilmenizi isterim. Ödülü, uzun zamandır edebiyattan dışlanan fantezi ve bilim kurgu yazarı arkadaşlarım adına almaktan -onlar ki son elli yıldır güzel ödüllerin gerçekçi olarak nitelenen yazarlara gitmesini izlediler- ve onlarla paylaşmaktan sevinç duyuyorum.

Hayatlarımıza ilişkin alternatifleri görebilen, korku mağduru olmuş topluma ve onun saplantılı teknolojilerine alternatif varoluş biçimleri konusunda arka çıkan ve hatta umutlu olmak için gerçek dayanaklar hayal edebilen yazarların seslerini özlediğimizde bizi zor zamanlar bekliyor olacak. Özgürlüğü hatırlayabilen yazarlara ihtiyacımız olacak. Şairlere, hayalperestlere – daha geniş bir gerçekliğin gerçekçilerine.

Tam da şu anda, ticari bir ürünün üretimi ile sanatın icrası arasındaki farkı bilen yazarlara ihtiyacımız var. Şirket kârlarını ve reklam gelirlerini arttırma amaçlı satış stratejilerine hizmet eden metinler üretmek, sorumlu yayıncılık ya da yazarlıkla aynı şey değil. (Cesur alkışçılara teşekkürler)

Yine de, satış departmanlarının yayın kurullarını kontrol ettiklerini görüyorum; kendi yayıncılarımı bir e-kitabı normal fiyatının altı-yedi katına halk kütüphanelerine verirken saçma bir cehalet ve aç gözlülük paniği içinde görüyorum.

Daha yenilerde, bir rantçının bir yayıncıyı, kendisine karşı geldiği için cezalandırmaya çalışmasına ve yazarların şirket fetvâsıyla tehdit edilmelerine tanık olduk. Ve birçoğumuzun, kitapları yazan ve basan üreticilerin bunu kabul ettiğini görüyorum. Tüccarların bize deodorant satar gibi kitap satmalarını ve bize ne yayımlayıp ne yazacağımızı söylemelerini kabul ettiğimizi… (Evet canım, ben de sizi seviyorum)

Kitaplar, bildiğiniz gibi, yalnızca ticari ürünler değildir. Kâr amacı, çoğu zaman sanatın amaçlarıyla çelişir.

Kapitalizmde yaşıyoruz. Kapitalizmin gücünden kaçmak imkansız görünüyor. Kralların kutsal yetkileri için de böyle düşünülürdü.

Her türlü insan gücüne direnilebilir ve her güç insanlar tarafından değiştirilebilir. Direniş ve değişim çoğu zaman sanatta başlar ve çoğu zaman da bizim sanatımızda başlar – sözcüklerin sanatında.

Uzun ve iyi bir kariyerim oldu. Yalnız değildim. Şimdi, sonuna gelmişken, Amerikan edebiyatına ihanet edilişini izlemek istemiyorum. Biz yazarak ve yayımlayarak hayatını kazananlar, gelirden kendi adil payımızı istiyoruz ve istemeliyiz. Ama güzel ödülümüzün anlamı kâr değil. Ödülün adı özgürlük.

Teşekkür ederim.”

Çev: Onur Çalı

Kaynak: Başka Haber, Parşömen

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...