‘Kayıp’ mektup, Camus ve Sartre’ın dostluğuna dair yeni detayları ortaya çıkardı

Fransa’nın 20. yüzyıla damgasını vurmuş en önemli filozoflarından Jean-Paul Sartre ve Albert Camus arasındaki dostluğun bir süre sonra birtakım anlaşmazlıklar nedeniyle sona erdiği bilinir.

Varoluşçuluk akımının bu iki önemli filozofunun dostluğunu bitiren kavgadan yalnızca birkaç ay önce Camus tarafından Sartre’a gönderilen bir mektup, söz konusu ayrılıktan önce bu iki ismin en yakın arkadaşlar olduğunu gösteriyor.

Independent‘ta yer alan haberde, uzmanların, tarihlendirilmemiş bu mektubun 1951 baharında yazılmış olduğuna inandıkları belirtiliyor.

“Sevgili Sartre” sözleriyle başlayan Camus imzalı mektup, “Elini sıkarım,” ifadesiyle bitiyor. L’Etranger‘ın (Yabancı) Nobel ödüllü yazarı, mektupta Sartre’a yeni oyununda rol alması için Aminda Valls adlı bir aktrisi tavsiye ediyor. Camus, aynı zamanda Fransız tiyatorsunun yıldızlarından biri olan Maria Casarès’in de dostu olan aktrisi “İspanyol bir Cumhuriyetçi” ve “insanlığın mucizesi” tanımlıyor.

Söz konusu mektup, Paris’in bu iki ünlü entelektüelinin birbirleriyle olan yazışmalarına dair son yıllarda keşfedilen ilk örnek değil.

camus

Geçtiğimiz yıl açığa çıkan, 1940’lı yıllarda Camus tarafından Sartre’a yazılmış kısa bir not da 20. yüzyılın bu en dikkat çekici dostluklarından birine ışık tutmuştu.

İki yazar aynı yayıncıyla çalışmıştı ve ikisi de Nobel ödülüne layık görülmüştü. Camus, 1957 yılında kazandığı bu ödülü kabul etti. Sartre ise aynı ödülü yedi yıl sonra kibarca reddetti. Ünlü filozofun bu ödülü geri çevirmesinin nedeni olarak, Camus’nun onu daha önce kazanmış olmasının kendisi için bir aşağılama gibi gördüğü de iddia edilir.

İki filozofun, Soğuk Savaş’ın ortalarında ayrı düşmeye başladığı, zaman içerisinde felsefe ve politika üzerinde ayrışmaya başladıkları biliniyor.

Camus, bu mektuptan yalnızca birkaç ay sonra Sartre tarafından sert bir biçimde eleştirilen L’Homme révolté‘u (Başkaldıran İnsan) yayınlar. Bu eleştiri de onların ayrı düşmesinin kesinleşmesine neden olur.

Sartre, yazdığı bir açık mektupta şöyle diyecektir: “Sevgili Camus, bizimki kolay dostluklardan biri değildi, ama onu özleyeceğim.” Camus’yu ayrıca “felsefi açıdan yetersiz” olmakla itham eden Sartre, daha sonra filozofla olan iletişimini de büyük ölçüde keser.

RV2480-15

Dönemin en ünlü iki filozofunun 1952 yazındaki bu sürtüşmesi, Paris’in entelektüel ortamının da ikiye bölünmesine neden olur.

Bu iki entelektüel daha sonra birbirileriyle hiç konuşmasa da, aralarındaki anlaşmazlığı kamuya açık bir biçimde tartışmaya devam ettiler, ta ki Camus 1960 yılında hayatını kaybedinceye dek.

Camus’nun ölümünün üzerinden 15 yıl geçtikten sonra, o zamanlar 70 yaşında olan Sartre; Les Temps‘le yaptığı bir söyleşide Camus’yla olan ilişkisi sorulduğunda “Camus muhtemelen benim son iyi arkadaşımdı,” yanıtını verir.

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...