IŞİD, Irak’ın en önemli antik kentlerinden Nimrud’a saldırdı

Geçtiğimiz hafta Musul Müzesi‘ndeki yıkımın boyutlarına dair birkaç gün önce yayınladığımız haberin ardından, yine IŞİD militanları tarafından gerçekleştirilen çok daha kapsamlı yeni bir saldırı daha meydana geldi. Militanlar bu defa, Dicle nehrinin kıyısında yer alan Musul’un güneyindeki antik bir Asur kenti Nimrud’daki tarihi eserleri yok etmeye başladılar.

Irak’ın turizm ve antikite bakanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada IŞİD militanlarına atıfla, “Terörist çetelerin dünyanın ortak iradesine ve insanlığın hislerine meydan okumaya devam ettiğini” belirtti.

Söz konusu açıklamada, militanların “bir dizi pervasız saldırılarına bir yenisini ekleyerek, Nimrud antik kentine saldırdıkları ve onu buldozerlerle yıktıkları, İ.Ö. 13. yüzyıla kadar giden bir geçmişi olan bu arkeolojik çekim merkezine el koydukları” ifade edildi.

ışid nimrud ırak

Nimrud arkeolojik bölgesi, Irak. Fotoğraf: Nico Tondini/Robert Harding/Rex

Nimrud, İ.Ö. 1245 yılında ölen Asurlu Kral I. Shalamansar tarafından kurulan ve ardından giderek genişleyerek yeni Asur İmparatorluğu’na başkentlik eden antik bir kent. Söz konusu imparatorluk günümüz Mısır, Türkiye ve İran topraklarına kadar genişleyen zamanının en güçlü devleti olarak biliniyor. Nimrud’ta bulunan en etkileyici eserler arasında “lamassu” olarak bilinen, sakallı insan başına sahip aslan ya da kanatlı boğa biçiminde betimlenmiş mitolojik varlıkların dev heykelleri yer alıyor. Bu 17 ton ağırlığındaki heykellerin bir kısmı ise bugün Metropolitan Musem of Art ve British Museum’da bulunuyor. Yüzlerce değerli taş ve altın parçaları ise daha güvenli olduğu gerekçesiyle Bağdat’a taşınmıştı.

Bu antik kentin kalıntıları, yine de Irak’ın kuzeyindeki, 19. yüzyıldan beri özellikle İngiliz arkeologların önemli çalışmalar gerçekleştirdikleri bu arkeolojik sitede kalmaya devam etti.

Bölgede yaşan yerli kaynaklardan edinilen bilgiler de söz konusu saldırıyı doğruluyor. Reuters’in bu kaynaklardan edindiği bilgiler de, Nimrud arkeolojik sitesine gelen IŞİD militanlarının buradaki değerli eşyaları yağmaladıktan sonra şehri yerle bir etmeye başladıkları yönünde. Bölgedeki heykellerin, şehir duvarlarının ve bir kalenin tamamen yok edildiği belirtiliyor.

ışid nimrud ırak

Kalhu, Nimrud’da bulunan II. Ashpurnal’ın sarayından bir yarım kabartma örneği, İ.Ö. 883-889. Fotoğraf: Christie’s Images/Corbis

Arkeologlar Irak’ın bu kültür tarihine yapılan saldırıyı, 2001 yılında Taliban’ın Afganistan’daki Bamiyan Buda heykellerini yıkmalarıyla karşılaştırılıyorlar. Fakat, IŞİD tarafından yalnızca antik döneme ait anıtlara değil kendilerine rakip olarak gördükleri Müslüman ibadet alanlarına da verilen bu hasarın çok daha hızlı, acımasız ve geniş ölçekli olduğu ifade ediliyor.

Arkeologlar, bazı objelerin replika olması dolayısıyla Nimrud’daki tahribatı tam olarak belirlemenin zorluğuna işaret ediyorlar. Diğer yandan Irak’ın kuzeyinde yer alan ve tarihi 2000 yıl öncesine dek uzanan etkileyici sütunlarla dolu Hatra kentinde eserler de dahil olmak üzere birçok paha biçilemez nesnenin yok edildiği belirtiliyor.

Irak’ta 2009’dan 2011’e kadar görev yapmış, Unesco Dünya Mirası’ndan George C. Papagiannis adlı bir yetkili, Nimrud’daki her bir eserin kaybının tarihin korunmasına yönelik büyük bir darbe olduğuna dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor: “Bu radikal militanlar bölgenin bütün kültürel mirasını, onu tamamen ortadan kaldırıp tarihi kendi vahşi imgelerine göre baştan yazma teşebbüsüyle yok etmeye çalışıyorlar.

Papagiannis, Nimrud’un yakın bir zaman öncesinde Irak hükümeti tarafından Unesco’nun “evrensel bir değer” taşıyan dünya mirası alanlarının listesinde yer alması için aday gösterildiğini ekliyor.

Irak Mimarlar Topluluğu’nun bir üyesi İhsan Fethi, “Söz konusu kaybın büyüklüğünü tarif bile edemediğini” belirterek şöyle devam ediyor, “Bu dünyadaki en ünlü ve muhtemelen en önemli arkeolojik alanlardan birisi.”

Nimrud, aynı zamanda savaş ve av sahneleriyle birlikte kuş başlı periler gibi son derece özgün tasvirler taşıyan ve birçoğu şu an farklı yerlerdeki müzelerde bulunan yarı kabartmalar ve dikili taşlarla da ünlü bir bölge. Antik kentte yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan değerli takılar, mücevherler, taçlar ve diğer nesneler ise geçtiğimiz günlerde Bağdat’ta yeniden halka açılan arkeoloji müzesinde saklanıyor.

Nimrud arkeolojik bölgesi aslında ilk olarak, 2003’te ABD öncülüğünde gerçekleştirilen saldırıda, Irak’ın devlet yapısı fiilen çökmesinin ardından zarar görmeye başlamıştı. Daha o günlerde yağmacılar birçok heykeli çalmış ve eserlere hasar vermişti. Bununla birlikte İhsan Fethi, bölgenin yerleşim yerlerine uzak oluşu nedeniyle şimdiye kadar yine de yarı yarıya güvende olduğunu ve büyük heykellerin de o zamanlar iyi koşullarda olduğunu ifade ediyor.

Irak’ın turizm ve antikite bakanlığı tarafından yapılan açıklamasının devamında, “Bu çeteleri cezasız bırakmanın onları bütün bir insan uygarlığını, özellikle de artık kayıpların telafi edilemediği Mezopotamya uygarlığını yok etmek adına cesaretlendireceği” belirtiliyor.

Söz konusu açıklamada ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de Irak’a yardım etmeye çağrılıyor.

Nimrud’daki bu yıkımın, Suriye’deki antik kentlerin ülkenin kaos ortamından yararlanan birçok grup tarafından tamamen yağmalanmasından birkaç yıl sonra gerçekleşmesi, Orta Doğu’daki tarihi ve kültürel yıkımın giderek büyüdüğünü gösteriyor.

Bugün Belçika’da yaşayan Suriyeli yazar ve gazeteci Mohammad Rabia Chaar, Beşal Esat’a karşı ayaklanmaları desteklemek için Suriye’ye geri döndüğünü ama nihayetinde gerçekleştirilen yağma ve yıkımlar yüzünden hayal kırıklığına uğradığını ve sonunda IŞİD militanları tarafından kovulduğunu söylüyor.

Chaar, şöyle devam ediyor: “Gidin ve İdlip’in, onun antik tepelerinin nasıl yok edilmiş, yağmalanmış ve buldozerlerle yerle bir edilmiş olduğunu bir görün. Bu emperyalist Müslümanlara karşı oluşan hastalık duygusu her geçen gün daha da artıyor. IŞİD insanları hafızasız, tarihsiz, kültürsüz, geçmişsiz ve geleceksiz bırakmak istiyor.”

Chaar, insan yaşamı heykellerden daha değerli olsa da, tarihi ve uygarlığı silmenin “onları fiziksel olarak değil ama düşünceleri yüzünden öldürmek” anlamına geldiğini ifade ediyor.

Hilafet ilan ederek Irak ve Suriye’nin bir bölümüne yayılan IŞİD, İslam tarihinin daha önceki dönemlerinden esinlenerek Sünni İslam’ın şiddet yanlısı katı bir yorumunu destekliyor. Her türlü dini türbeyi reddediyor ve Irak’ın çoğunluğunu oluşturan Şiî mezhebine mensup olanları kafir olarak nitelendiriyor.

Söz konusu topluluğun üyeleri Musul’da yer alan Yunus peygamber türbesini geçtiğimiz Temmuz ayında yok etti. Şiî bölgelerine de saldıran IŞİD, geçtiğimiz yıl Musul’daki Hıristiyanlara da İslam’a geçmelerini, dini bir vergi ödemelerini ya da kılıçla öldürüleceklerini söyleyerek bir ültimatom verdi. Militanlar ayrıca Musul’un batısındaki Sincar dağlarındaki Yezidi azınlığı da hedef almıştı.

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...