NASA, Jüpiter’in uydusu Ganymede’de bir okyanusun varlığını doğruladı

Hubble Uzay Teleskobu aracılığıyla yapılan son gözlemler, Güneş Sistemimizdeki en büyük uydu olma ünvanını taşıyan Ganymede‘in yüzeyinin altında dev bir okyanus olduğu teorisini oldukça güçlendirecek nitelikte. Teleskobun yaptığı ayrıntılı gözlemler sonucunda elde edien, uzun bir süredir savunulan bu teoriyi doğrulayan bulgular geçtiğimiz günlerde NASA tarafından gerçekleştirilen bir telekonferans aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu. Jüpiter’in bu en büyük uydusuna dair söz konusu gelişme, tam da Satürn’ün buzlarla kaplı uydusu Enceladus’un yüzeyinin altındaki okyanustan kaynaklanma olasılığı bulunan bir hidrotermal aktivitenin bulunmasından bir gün sonra meydana geldi.

Bilim insanları 1970’li yıllardan beri Ganymede’in böyle bir okyanus barındırabileceği olasılığı üzerinde duruyordu. Bunun yanında başta Arthur C. Clarke, Robert A. Heinlein ve Philip K. Dick olmak üzere birçok bilim kurgu yazarı da yakın bir gelecekte Ganymede üzerinde kolonilerin kurulduğu çeşitli kısa öykülere ve romanlara da imza atmışlardı. Buna rağmen, bu anlamda şimdiye kadar elde edilen tek belge Galileo uzay aracının 2000’lerin başlarında uydunun yakınlarından geçerken yaptığı kısa süreli çekimlerden oluşuyordu. Söz konusu belgeler de NASA’daki bilim insanlarının uyduda bir okyanusun varlığını onaylamlarına yetecek kadar açık değildi.

Hubble’la birlikte, yedi saati aşan uzunluklarda veriler elde eden bilim insanları, bu sürenin büyük bir kısmını uydunun ince atmosferinde görülen aurora’lar üzerinde çalışarak geçirdiler. Bir aurora, atmosferle etkileşime geçen yüklü parçacıkların oluşturduğu renkli yansımalar olduğu için, sadece onların varlığı orada bir okyanus olduğu anlamına gelmiyor. Fakat okyanuslar aurora’ların davranışlarında bazı değişikliklere neden oluyorlar. Dolayısıyla, Ganymede bir okyanus barındırmasaydı, gözlemlenen bu auroralar da Jüpiter’in yörüngesindeki Ganymede’in çevresinde yaklaşık altı derece boyunca ileriye ve geriye doğru hareket ediyor olacaklardı. Fakat, tuzlu ve elektriksel açıdan iletken bir okyanusun varlığı ise bu auroraların çok daha sabit bir biçimde konumlanmasını sağlayacaktı. İşte bu noktada yapılan gözlemler sonucunda, söz konusu auroraların yalnızca yaklaşık iki derecelik bir harekette bulundukları ortaya çıktı. Hubble teleskopu gözlemini, bu auroraları onları mavi renkte görmesine neden olan bir UV spektrumu üzerinden yapmış olsa da, Ganymede üzerinden çıplak gözle yapılan bir gözlemle bu auroraların aslında kırmızı renkte görüneceği biliniyor.

Ganymede, bu son gelişmeden önce de her zaman astronomların büyük bir ilgi gösterdiği uydulardan birisiydi. Bunun nedeni de neredeyse Mars büyüklüğündeki boyutu değil, aynı zamanda Güneş Sisteminde kendi manyetik alanı olan tek uydu olması. Bu alan tıpkı Dünya’daki gibi erimiş bir demir çekirdekten oluşuyor. Uydunun ince atmosferi de aynı zamanda oksijen açısından da oldukça zengin.

Yine de, bu gelişme Ganymede’in keşfedilmesi gereken yerler listesinde ilk sırada olması gerektiği anlamına gelmiyor. Söz konusu okyanus yüzeyin yaklaşık 160 kilometre altında, ve bu da bir robot kullanarak çalışma yapmayı çok zorlaştıran bir durum. Bunun da ötesinde, bir şekilde bu kadar derinlere ulaşılmanın bir yolu bulunsa bile, okyanus ve yüzeyi birbirinden ayıran katmanlarca buzun varolma olasılığı üzerinde duruluyor. Bu da Ganymede’in aslında yaşam için ideal olmaktan uzak olduğu anlamına geliyor, zira uydu muhtemelen; Satürn’ün uydusu Enceladus’ta varolduğu düşünülen bir hidrotermal sistemden de mahrum.

Her şeye rağmen, Avrupa Uzay Ajansı’nın gündeminde 2020’li yıllarda, JUICE adı verilen bir görevle Jüpiter sistemine geri dönmek de yer alıyor. Bu görev çerçevesinde, hepsinde de okyanusların olduğu doğrulanan ya da düşünülen Jüpiter’in üç uydsu; Europa, Ganymede ve Callisto’nun daha yakından gözlemlenmesi planlanıyor. NASA’nın konuyla ilgili yaptığı telekonferansta konuşan bir uzman şöyle söylüyor: “Söyleyebildiğimiz kadarıyla, neredeyse nereye bakarsak suyla karşılaşıyoruz. Güneş Sistemimizin her yerinde su mevcut.”

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...