Yıldırımlar antimadde mi üretiyor?

İlk olarak 1928 yılında Paul Dirac adlı bir fizikçi tarafından oluşturulan bir teoriyle ortaya atılan ve varlığı daha sonraki çalışmalarla kanıtlanan antimadde nereden geliyor? Atmosferik olaylar konusunda uzman bilim insanı Joseph Dwyer son altı yıldan beri, yani onun da içinde bulunduğu araştırma uçağı 2009 yılında tesadüfen bir yıldırım üzerinden antimadde bulutunun içinden geçmesinden beri işte bu sorunun cevabını bulmaya çalışıyor.

Dwyer’ın uçağı, atmosfere doğru çarpışan kozmik ışınların ya da yoğun yıldırım fırtınalarının neden olabildiği yüksek enerji fotonları olan atmosferik gama ışınlarını (ya da y-ışınlarını) tanımlamak için gerekli olan donanımlara sahipti. Nature dergisinde yayınlanan makalede 2009 yılının fırtınalı bir gününde olup bitenler şöyle anlatılıyor:

“Söz konusu çalışma Dwyer’ın ve Melbourne’deki Florida Tekonoji Enstitüsü’nün, aslında ticari amaçlarla kullanılan ve tipik bir jet uçağı olan Gulfstream V üzerine yerleştirdiği bir parçacık detektörü üzerinden atmosferik y-ışınlarının incelenmesiyle ilgiliydi. 21 Ağustos 2009’da uçağın pilotları rotayı radar profilinden görülebildiği kadarıyla Georgia kıyıları olması gereken yere doğru döndürerek ilerlemeye başladılar. Dwyer, o anı şöyle açıklıyor: ‘Bunun yerine, gök gürültülü ve yıldırımlı bir fırtınayla karşılaştık ve tam da onun içinden geçiyorduk.’ Uçak şiddetle öne ve arkaya doğru sarsılmaya başladı ve aniden irtifa kaybetti. ‘Gerçekten öleceğimi düşündüm.'”

İLGİLİ İÇERİK: Karanlık madde her 30 milyon yılda bir dünya üzerinde kaosa nasıl yol açıyor?

Fakat Dwyer hayatta kaldı ve onun parçacık detektörü de bu olay sonunda üç 511-kiloelektronvolt gamma ışını tanımlamıştı. Bu noktada gama ışınlarıyla ilgili bilinmesi gereken bir şey var: Bu ışınlar ayrıca kendi anti-parçacığıyla yani bir pozitronla çarpışan bir elektronun da sonucu olarak oluşabiliyorlar. Madde parçacıkları ve antimaddenin antiparçacıkları da aynı kütleye fakat yük durumu gibi şeyler açısından karşıt özelliklere sahipler. Ve karşıtlar birbiriyle çarpıştığında aniden yok oluyorlar. Bizim evrenimiz de maddeden oluştuğu için, antimaddenin varoluşu da genellikle çok kısa sürüyor.

Ve bu 511 kiloelektronvolt gama ışınları da söz konusu elektron-pozitron yok oluşu için bir tür patlamış bir silahtan çıkan duman niteliği taşıyor. Konuyla ilgili sonradan yapılan birkaç hesaplama Dwyer’ı uçağın pozitronlardan oluşan küçük bir bulutla çevrili olduğu sonucuna götürdü.

Fakat bu pozitronlar, antimadde nereden geliyor? Yoğun yıldırım fırtınaları gerçekten de pozitronlar üretebilir ama bu fırtınadan elde edilen diğer bir veri bilim insanlarının bu açıklamayı bir kenara bırakmalarına neden oldu. Tıpkı kozmik ışınlarda olduğu gibi, ki onların da elde edilen verilerde görünebilmek için diğer türden radyasyon oluşturmuş olmaları gerekiyordu.

Dwyer, bir açıklama bulmayı başaramayışının ardından elde ettiği sonuçları yayınlamayı bitirdi. Fakat Nature’ın makalesinde belirtildiğine göre o şimdi daha fazla veri toplamak ve bu gizemli antimaddeyi daha yakından tanımak için yine bir yıldırım fırtınasına balonlar ve hatta bir başka uçak daha göndermeyi planlıyor.

İLGİLİ İÇERİK: Sovyet döneminin gizemlerinden ‘Tesla Kulesi’ havadan görüntülendi

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...