Etrafımızı saran kablosuz ağlar aslında nasıl görünüyor?

Teknoloji aslında tıpkı bilimin kendisi gibi somut verilere dayalı fiziksel gerçeklikler üzerinde temellense de, yine birçok bilimsel gerçeklikte olduğu gibi artık sınırlı duyularımızın çok ötesine geçen ağlar ve yapılar üretbilecek bir düzeye ulaştı. Zira ancak mikroskopla görebileceğimiz çok küçük organizmalar ya da kızılötesi ışınlarda olduğu gibi, teknolojiyi kullanarak ürettiğimiz birçok cihaz da elle tutup gözle göremeyeceğimiz birçok uzantıya sahip.

Wi-fi bağlantısını edindiğimiz yönlendirici cihazlar, baz istasyonları, uydular ve bunun gibi daha bir sürü şeyden kaynaklanan ağlar ve dalgalardan oluşan gizli bir manzara, bugün gündelik hayatımızın çok büyük bir kısmında yararlandığımız sistem ve yapıların kaçınılmaz fakat görünmez bir parçası.

İLGİLİ İÇERİK: Sovyet döneminin gizemlerinden ‘Tesla Kulesi’ havadan görüntülendi

Bütün bu dalga ve sinyalleri, cihazlar üzerinden beynimizin nihayet kavrayabileceği bilgilere dönüştüren kullanışlı arayüz teknolojileri sayesinde bu saklı dünyanın karmaşasıyla uğraşmak zorunda kalmıyoruz. Ve muhtemelen binlerce dalga ve sinyalden oluşan bu ağların bu denli gözden uzak olmaları, bunların fazla üzerinde durmamamıza da neden oluyor. Yine de, Hollandalı sanatçı Richard Vijgen gibi yeterince meraklı ve yetenekli bazı kişiler bu saklı dünyayı bir şekilde gözler önüne sermeye çalışıyorlar. Vijgen, bu bağlamda geliştirdiği The Architecture of Radio (Radyonun Mimarisi) adlı uygulamanın tanıtımını yaptığı internet sitesinde şöyle söylüyor: “Etrafımız, erişim noktaları, baz istasyonları, ve yukarıdaki uydulardan gelen görünmez veri bağlantıları ve radyo sinyalleri sistemi tarafından tamamen kuşatılmış durumda.”

Vijgen’in geliştirdiği söz konusu uygulama da, belirli bir bölgede yer alan bütün bu iletişim ağlarını görselleştirebilmek için veri kaynaklarından elde ettiği geniş bir aralıktan yararlanıyor. Konuyla ilgili Creative Applications’da yer alan habere göre, uygulama örneğin uydu sinyallerinin görselleştirmek için NASA’ya ait, Ephemeris adlı bir uydu konumlandırma sistemi kullanıyor ve konum bilgilerini öğrenmek için de yörüngedeki bu uzay aracından yararlanıyor. Baz istasyonlarından elde ettiği verileri yine benzer bir sistemle arttırılmış gerçeklik benzeri bir arayüze dönüştüren uygulama kullanıcıların bir oda içerisindeki kablosuz iletişim sinyallerinin bütün farklı formlarını doğrudan deneyimleyebilmesine olanak tanıyor.

Bu ay içerisinde Almanya’danın Karlsruhe şehrindeki ZKM | Center for Art and Media‘da tanıtımı yapılacak olan uygulamanın bu yılın sonlarına doğru bütün mobil cihaz kullanıcılarının erişimine açılması planlanıyor.

architecture of radio 2

architecture of radio 3

architecture of radio 4

İLGİLİ İÇERİK: Yapay sinir sistemine sahip makineler hayal kurabiliyor

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...