Kepler teleskobu, uzaylı bir uygarlığın izini mi buldu?

Geçtiğimiz günlerde galaksimizin, en azından yeterince güçlü bir teleskopla görülebilecek kadar bize yakın bir köşesinde dünya dışı zeki yaşama dair bir kanıt elde edildiğine dair internette dolaşan haberler büyük bir heyecan yarattı. ABD’nin saygın yayın kuruluşlarından The Atlantic‘te yer verilen konuyla ilgili makalede, NASA’nın ‘gezegen avcısı’ Kepler uzay aracının Samanyolu’nda KIC 8462852 adlı tuhaf bir yıldıza dair yaptığı gözlemlerden bahsediliyordu. Söz konusu yıldızın parlaklığında gözlemlenen garip dalgalanmalar; bazı astronomların bunun yıldızın yörüngesinde bulunan uzaylı mega yapılarından kaynaklanabileceği teorisini ortaya atmasına neden oldu.

The Atlantic‘e verdiği demeçte “Bu çılgın manzara karşısında büyülendiğini” belirten Penn State Üniversitesi’nden bir astronom Jason Wright şöyle devam ediyor: “Uzaylılar yine de her zaman üzerinde durabileceğiniz en son hipotez olmak durumunda, fakat bu ancak bir uzaylı uygarlığın inşa edebileceği türden bir şeye benziyordu.” Wright’ın bu teoriyi daha da ileriye taşımak için bir makale üzerinde çalıştığı belirtiliyor.

ORADA KİMSE VAR MI?

Bu teori muhtemelen söz konusu yıldızın davranışını açıklamak için kullanılabilecek en ihtimal dışı senaryo olsa da, yayınlanan bu haberle birlikte NASA’nın; KIC 8462852’nin etrafında karmaşık bir uzaylı yaşamına ait izler bulduğuna dair birçok yazı ortalıkta dolanmaya başladı. Bir makalede, “Astronomların milyonlarca mil uzaklıktaki bir yıldızdan gelen tuhaf ışık desenlerinin uzaylı mega yapılara ait olduğuna inandıkları” belirtilirken bir diğerinde “Astronomların bir uzaylı mega yapısı bulduklarını düşündükleri” iddia edildi. Fakat diğer yandan, MIT’de görevli astronom Sara Seager, The Verge‘e verdiği demeçte bütün bu haber başlıklarının tamamen anlamsız ve yanıltıcı olduklarını ifade ediyor.

İLGİLİ İÇERİK: Voyager’ın uzaylılar için kaydedilen ‘Altın Plakları’ SoundCloud’da

dyson çemberi

Görsel: CapnHack, http://energyphysics.wikispaces.com/Proto-Dyson+Sphere

Seager’a göre bu durum uzun bir süredir astronominin problemlerinden biri olmaya devam ediyor. Zira astronomlar ne zaman bir uzaylı yaşama dair potansiyel bir kanıt hakkında konuşmaya başlasalar, söyledikleri ifadeler sıklıkla şişirilip çarpıtılıyor. Seager, bunun bir disiplin olarak astronominin talihsiz yanlarından biri olduğunu, çünkü dünya dışı zeki yaşama dair kanıtların nasıl bulunabileceği üzerinde tartışmanın astronominin önemli alanlarından biri olduğunu belirtiyor: “Şu soruya kesinlikle çok sık başvuruyoruz: Bunu nasıl bileceğiz? Nasıl bir kanıta sahip olmamız gerekiyor?”

Astronomlar, evrende başka yerlerdeki gezegenler üzerinde dünya dışı yaşama dair çeşitli işaretleri aslında her zaman arıyorlar. Örneğin, bir gezegende normalde oraya ait olmayacağı düşünülen bazı gazlar bulmak; bu oradaki tek hücreli organizmaların varlığına işaret edebileceği için bir tür heyecan uyandırabiliyor. Araştırmacılar arasında dünya dışı zeki yaşamı nasıl tanıyabilecekleri hakkında çeşitli tartışmalar devam ediyor. Örneğin, bazı araştırmacılar onların, bizim teleskoplarımız tarafından görülebilen türden büyük bir sinyal oluşturup bizimle iletişime geçmeyi deneyebileceklerini de düşünüyor.

KIC 8462852’NİN ETRAFINDA NELER DÖNÜYOR?

Normalde gezegenler, yörüngesinde bulundukları yıldızların önünden geçerken o yıldızın yaydığı ışığın miktarında küçük de olsa bir azalmaya neden oluyorlar. Parlaklıktaki bu azalma, yıldızın uzaktan görünen desenleri üzerinden gözlemlenebiliyor ve bu da, bir gezegenin o esnada yıldızın etrafındaki yörüngesinin belirli bir noktasından geçtiği anlamına geliyor.

kepler nasa

NASA’nın Kepler uzay aracını betimleyen bir illüstrasyon. Görsel: NASA

KIC 8462852 kod adlı yıldıza dair yapılan gözlemlerde de bir parlaklık azalışı söz konusu, fakat bu azalış çok daha anormal bir biçimde seyrediyor. Yıldızın yaydığı ışığın parlaklığı beş ile 80 gün arasında değişen düzenli olmayan zaman aralıklarıyla yüzde 20’ye kadar bir azalış gösteriyor. Bu da aslında yıldızın etrafından bir gezegenin yapısından çok daha farklı bir şeylerin geçtiği anlamına geliyor.

Araştırmacılar, bu anormal ışık azalışının birçok farklı senaryoyla açıklanabileceğini belirtiyor. Bu doğrultuda öne sürülen ana teori, bu durumun nedeninin yıldızın yerçekimine yenik düşen büyük astreoid gruplarından kaynaklandığı yönünde. Fakat elbette, Kepler’in aslında gerçekten “güneş panelleri, halka dünyalar, teleskoplar, işaret kuleleri benzeri; gezegen büyüklüğünde mega yapıları” tespit ettiğine dair alternatif ve sıradışı teoriler aslında yine de olasılık dahilinde. Öyle ki bazı bilim insanları, dünya yüzeyindeki dev teleskoplardan oluşan ve dünya dışı zeki yaşam izleri arayan SETI projesinin en iyi hedeflere odaklanması gerektiği ve dolayısıyla bu teleskoplarının yönünün KIC 8462852’ye çevrilmesinin iyi bir fikir olacağını düşünüyor.

Diğer yandan Seager, KIC 8462852 gibi yıldızların astronomide her zaman gözlemlendiğini ve bir uzaylı yaşam sonucuna varmanın olgun bir tavır olmadığını ifade ediyor.

İLGİLİ İÇERİK: Uzaylıların yarattığı bir ‘hayvanat bahçesinde’ yaşayan insanlar

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...