Dadaizmin üç temel filmi: Hans Richter, Man Ray ve Marcel Duchamp’ın çığır açan işleri

Yerleşmiş geleneklere karşı çıkan sanat hareketleri muhtemelen kendilerini anlatabilmek ya da duyurabilmek için, ama özellikle de gelmekte olan çalışmanın etkisini yumuşatmak için manifestolara ihtiyaç duyar. Dadaizm olayında; Tristan Tzara tarafından 1918 yılında yayımlanan manifesto, merak uyandırıcı bir paradoksla bize sunulur. Tzara binlerce kelime boyunca şu fikri açıklamaya çalışır “DADA HİÇBİR ŞEY ANLAMINA GELMEZ.” Böylelikle, o bize Dada’nın ne olduğu ve ne olmadığı hakkında bir şeyler söyler. O kesinlikle hâlihazırdaki biçimsel bir teori ile ilişkili değildir: “Yeterince kübist ve fütürist olan akademilerimiz var: resmi/biçimsel fikirlerin laboratuvarları.” Sanatsal kuruluşların bir dostu değildir: “Sanatın amacı para kazanmak ve tatlış burjuvaları kandırmak mıdır?” Ve o kesinlikle “sanat için sanat” da değildir: “Bir sanat çalışması kendi içinde güzel olamaz çünkü güzellik artık yaşamıyor.”

Peki nedir bu anti-sanat öyleyse? “Doğaçlama”, “Aktif basitlik”, “İğrendirmek”, “Bal ve dışkıyla dolu büyük bir ağzın içindeki mantar tıpayı yalamak.” Ve daha bunun gibi birçok kışkırtma ve imge. Hiçbir manifesto kendi çalışmasının bir temsilcisi ya da alternatifi değildir, fakat eğer kendi konusunu kopya etmek üzere yaklaşan bir tanesi varsa o da Tzara’nınkidir. Kendinizi onun içine daldırın, böylece Hans Richter, Man Ray ve Marcel Duchamp gibi Dada sanatçılar için daha iyi hazırlanmış olacaksınız. Bu üçü de Dadaizmi (artık o her ne ise) en az iki yolla temsil eder: 1. Hepsi “tatlış burjuvalar”ın kültürel kurallarını reddeder; hem politik hem estetik yollarla zorla ve oyuncul bir biçimde onlara karşı dururlar. 2. Hiçbirisi kendisini herhangi bir çevre ve okulla sınırlamamıştır, özgürce resim, heykel, fotoğraf, performans ve kavramsal sanatlar ve sinema ile denemeler yaparlar.

Ghosts Before Breakfast‘ (1927)

Aşağıdaki videoda, Hans Richter’in 1927 yapımı kısa filmi Ghosts Before Breakfast‘ı (“Kahvaltıdan Önce Hayaletler“) görebilirsiniz. Art Nerd‘den Lori Zimmer şöyle yazıyor: “Uçan şapkalar, durdurulamayan boyun bağları (ve) yığılmış silahlar,” filmin açılışındaki “nesneler bile sistemli düzenlemelere/sistematik biçimselliklere karşı isyan eder”. Burada sessiz bir bölümümüz var çünkü başlıkta da belirtildiği gibi, “Naziler bu filmin sesli versiyonunu ‘dejenere sanat’ diye yok eder.” (Filmin orijinal sesleri kompozitör Paul Hindermith’in bir soundtrack’inden oluşur.) Stop-motion canlandırmanın kullanımı ve usta işi düzenleme; Modern Sanatlar Müzesi’nin ifade ettiği gibi “filmin sunduğu teknolojik ve estetik deneyselliğinin kesişimi, Dadaistlerin makine yapımı nesnelere duydukları tutkuyla da uyumludur.” Richter’in bu kısa filmin de bu gibi objeler yaratıcılarıyla işbirliği yapmayı ve onlarla güzel geçinmeyi redderler.

Le Retour à la Raison‘ (1923)

Aşağıda; Man Ray’in kısa filmi Le Retour à la Raison (“Akla Dönüş“) görülebilir. Bu filmin başlığında bir ironi olduğu düşünülebilir. Man Ray’in “saf sinema”sı, geleneksel film yapımcılığının “aklına” doğrusal anlatı mantığı ve gerçekçi memnunluğundan dolayı karşı koyar. Filmeleri, akılda Tzara’nın manifestosundaki sözler akılda tutularak izlenmelidir: “Mantık bir karmaşıklıktır. Mantık her zaman yanlıştır. Kavramların, kelimelerin biçimsel (dış) görünüşlerinde hayali sonlara ve merkezlere doğru ipe dizilişlerini resmeder. Onun zincirleri öldürür, o bağımsızlığı boğan devasa bir kırkayaktır.” Filmi şöyle ifade etmek de mümkün: O, temel olarak Man Ray’in hareketsiz fotoğrafçılığının kinetik bir genişletmesidir. Canlandırılmış fotogramlar, mat ve şeffaf olmayan veya kısmen böyle olan şeylerin doğrudan bir fotoğraf kağıdının üzerinde toplanması ve ışığa tutulması tekniği ile ortaya çıkar gibidir.

Anémic Cinéma‘ (1926)

Man Ray, belki de en meşhur ya da adı kötüye çıkmış Dadaist Marcel Duchamp ile “kardeşçe bir arkadaşlık” ve sanatsal duyarlılık paylaşıyordu. Yine de, birkaç filmde kendisi olarak rol alması ve uzun metraj Dadaist film Dreams That Money Can Buy‘da (“Paranın Satın Alabileceği Rüyalar“) yazarlık yapmasının yanında, Duchamp, 1926’da, aşağıda da görülebilen Anémic Cinéma ile başlayarak kendi yönetmenlik yolunu çizmiştir. (Filmi orijinal olmayan film müziğini kısarak izlemenizi tavsiye olunur.) Man Ray’in stüdyosunda hazırlanan film, üzerinde belki de çevrilemez bazı Fransızca ifadeler bulunan bir dizi dönen yuvarlak levhadan içerir. Çarkın tamamı sansasyonel “burjuva” filmlerindeki hipnotizmanın beylik sahnelerini anımsatır.

Richter, Man Ray ve Duchamp’ın filmleri – Tzara’nın deyimiyle – “afetin, yangının ve bozulmanın muhteşem merasimini hazırlayan … bulutların ve dua ve niyaz edenlerin elbiselerini parçalayacak öfkeli bir fırtına” mıdırlar? Böyle mübalağalı anlatımlar, Duchamp’ın dönen levhalarının, hareket ile ne söylemek istediğinin altını çizmek içindir: İlerleme bir illüzyondur: “Nihayetinde herkes kendi bildiğini okur, ve yazarın da kendi bildiğini okumaya hakkı vardır.” Dadaizm Solipsizmin bir savunucusuysa eğer, o aynı zamanda sanatçıların bildiklerini okuma haklarını da destekler. “İlerleme, hukuk, ahlak ve diğer bütün iyi meziyetler”in kodlarını bu kendi anarşist reddedişinde, Dada kişisel ifade özgürlüğü için kapıları olabildiğince geniş bir biçimde açar; ki böylece bütün sitüasyonistler, yippie’ler ve punk’lar da oradan geçebilsin.

Written by