Besteci ve müzik kuramcısı Ergüder Yoldaş’a veda

Daha çok Attila İlhan’ın şiirinden 1981 yılında bestelediği ‘Sultan-ı Yegâh’ 45’liğiyle bilinen ve dönemin Türk pop müziğinde çığır açan besteci ve müzik kuramcısı Ergüder Yoldaş, İzmir’de tedavi gördüğü Özel Su Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

1991 yılından beri inzivaya çekildiği gözlerden uzak bir hayat süren ve son yıllarında İzmir’deki kız kardeşinin yanına yerleşen müzisyenin bir süredir KOAH hastalığıyla mücadele ettiği biliniyordu. Üç çocuk babası Yoldaş iki hafta önce zatürre teşhisiyle hastaneye kaldırılmıştı.

Hastaneye kaldırılmasının ardından medyada yer alan birçok haberde, Ergüder’in Büyükada’daki münzevi hayatınına atıfta bulunularak “çöp adam olarak yaşadı” şeklinde tanımlanması da tepkilere yol açmıştı. Ergüder Yoldaş’ın kompozisyon öğrencisi ve Beyin Cerrahisi Uzmanı Dr. Ercan Çakır, haber.sol.org.tr’ye verdiği demeçte Yoldaş’ın yalnızca ‘Sultan-ı Yegah’la da anılmasının doğru olmadığını belirtti ve şunları söyledi: “O albüm sadece bir prototipti. Ergüder Yoldaş, evrensel müziğin, tonal, makam ve modal olarak batı müziğinin dikine armoni ekseni ile doğu müziğinin enine armoni eksenini fizyolojik yapısal birliktelik olarak gerçekleştiren dünyadaki tek kompozitördür”.

Cumhuriyet devrimiyle birlikte müzikte gerçekleştirilmesi hedeflenen şeyi gerçekleştirebilen tek müzik insanının Ergüdar Yoldaş olduğunu da belirten Dr. Ercan Çakır şöyle devam etti:

Ergüder Yoldaş‘ın bu çabaları, gerçek evrensel müziğin ileride oluşmasına vesile olacak bir kilometre taşıdır. Bu gerçek, önünde sonunda dünyadaki müzik insanları tarafından tespit edilecektir. Ergüder Yoldaş bir müzik kuramcısı ve müzik filozofu iken, bu gerçeği bilenlerin suskun kalarak gıklarını bile çıkarmaması çok acı. Medya da Ergüder Yoldaş’ın münzevi yaşamını ‘çöp adam’ olarak niteleyerek sınıfta kalmıştır.”

ergüder nur yoldaş

ERGÜDER YOLDAŞ KİMDİR?

Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olan Ergüder Yoldaş, 1939’da İzmir’de doğdu. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olan Ergüder Yoldaş, profesyonel müzik yaşamına eğitimli bir müzisyen olarak 1963 yılında kendi kurduğu Halikarnas Altılısı grubuyla başladı.

Ergüder Yoldaş, 2007 yılında Aksiyon dergisinden Fatih Vural’a verdiği röportajda, Büyükada’da bir kulübede inziva hayatını tercih etmesinin sebebini insanlara olan güveninin kalmaması ve sisteme tepki olarak açıklamış ve bunu kız kardeşine “İçime karlar yağıyor…” sözleriyle ifade ettiğini belirtmişti.

Müziğine çok sesli Batı müziği ile Türk müziğinin sentezi dense de o buna karşı çıkar, kendi müziğini şöyle tanımlar: “Türk klasik müziğinin olması gereken şekli. Türk klasik müziğinin tam kendisidir o.”

1980 askerî darbesinin ardından bir başıbozukluğa sürüklenen müziğimizde, sözel anlamda büyük bir mirası sahiplenen Yoldaş, bugünün ‘disco’ müziğini segâh makamına yedirerek, yaptığı işi ustalığın fevkine çıkarmıştı. Osmanlı makamlarını Batı armonisi içinde kullanması, kimilerine göre dâhi bir müzisyenin çıkışının da müjdecisiydi.

70 ve 80’li yılların çok önemli bestecisi olan Yoldaş, Türk pop müziğine aralarında “Sultan-ı Yegah” ve “Mihrimah”ın da yer aldığı birçok başyapıt armağan etti. 80’lerde, makam müziğiyle popun en iyi, en rafine bileşimini yarattı. Uluslararası yarışmalarda birincilik ödülleri aldı. İstanbul Şehir Tiyatroları ve İstanbul Festivali direktörlüğü yaptı.

Ergüder’in inzivaya çekildiği yıllarda da üretkenliğini sürdürdüğü, onlarca yeni beste yaptığı fakat bunları kimseyle paylaşmamayı tercih ettiği de biliniyor.

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...