Andrey Tarkovski’nin en sevdiği 10 filmi sıraladığı liste

Film belge olduğu zamanın dışında bir düştür. Bundan dolayı Tarkovski sinema yönetmenlerinin en büyüğüdür. Düşsel mekânlarda bir uyurgezerin güveniyle hareket eder, hiç açıklama yapmaz. Zaten ne açıklayacaktır ki! Düşlerini bütün iletişim araçlarının en zoru, ama bir anlamda en isteklisi aracılığıyla görünür kılabilen bir gözlemcidir o.
-Ingmar Bergman

II. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’ın damgasını vurduğu bir dönemde, 20. yüzyıl Rusya’sında yaşayan Andrey Tarkovski, filmleriyle günümüzde sadece Rusya’nın en ünlü ve en etkili yönetmenlerinden biri olmasının yanında aynı zamanda sinema sanatının da en büyük ustalarından biri. 54 yaşında hayaını kaybeden Tarkovski bu kısa sayılabilecek ömründe kariyerine yedi uzun metrajlı film sığdırdı. Sovyetler Birliği’nin içinde bulunduğu dünyanın politik zorlukları ve daimi bir nükleer savaş tehdidi altında geçen yaşamında çalışmalarına da bu temalar bir şekilde yansıdı. İlk beş filmini Sovyetler Birliği’nde çeken yönetmen, son iki filmini ise İtalya ve İsveç’te kameraya aldı.

Tarkovski’nin günümüzde de halen birçok yönetmen ve sinemaseverde etkisini açıkça sürdüren belirgin üslubu izleyicileri duygu yüklü, harika bir görselliğin müthiş diyalogların eşlik ettiği bir şiirsellikle afallatmaya ve sersemletmeye devam ediyor. Tinsel ve metafizik temalarla dolu bu filmlerde; çarpıcılığını her daim koruyan uzun çekimler, Andrey Tarkovski’nin en bilindik yöntemleri arasında yer alıyor. Ünlü yönetmenin bu sanatsal yeteneğinin ve dehasının beslendiği kaynaklar ve oluşum sürecinde etkilenmiş olduğu isimler de elbette her zaman için ayrı bir merak konusu. Tarkovski’nin çok sevdiği babası Arseny Alexandrovich Tarkovski’nin bir şair olmasının ve yetiştiği ortamda etkisini hissettiren sanatsal duyarlılığın; sinema tarihinin bu en önemi yapımlarından bazılarının oluşması açısından ilk tohumları attığına kuşku yok.

İLGİLİ İÇERİK: Andrey Tarkovski tarafından çekilen Polaroid fotoğraflar

Tarkovski’nin filmlerindeki atmosferde izlerine hep rastlayabileceğimiz trajedi ve hüzün temaları da yine muhtemelen babasının savaş yüzünden orduya katılmak için ailesinden ayrılmak zorunda kalmasıyla da bağlantılı. Annesinin sanat ve müzik alanlarında eğitim almasını istediği Tarkovski’nin buna karşı çıkmayarak edebiyat ve özellikle de şiire ilgi göstermesi de nihayet daha sonraki yıllarda yaratacağı filmlerin şiirselliğinin de bir anlamda temelini oluşturacaktı.

1954 yılında Sovyetler Birliği’ndeki adıyla Devlet Sinematografi Enstitüsü’ne kaydolan Tarkovsky, burada film sanatına dair sanatsal bir tutku beslemeye başladı, ve Fransız Yeni Dalga ve İtalyan Yeni-Gerçekçilik gibi sinema akımlarını; Akira Kurosawa, Luis Bunuel, Robert Bresson, Ingmar Bergman ve Alain Resnais’ın gibi isimleri keşfetti. Tarkovksi’nin bir zamanlar ilham aldığı yönetmenlerden Bergman, daha sonra onun bu dehası karşısında birçok defa, onun kendisini aşan bir film yeteneğine sahip olduğunu ifade etti: “Bütün hayatım boyunca onun doğallıkla dolaştığı o odaların kapılarını dövüp durdum. Yalnızca birkaç kez içeriye doğru sokulmayı başarabildim.”

Sinema tarihine bu denli etki edebilmiş bu dahi yönetmenin o tarihten etki altında kaldığı isim ve akımların bir özetine yukarıda değindik. Peki Andrey Tarkovski’nin; bir tür liste halinde sıralayabileceğimiz, sinema tarihindeki favori filmleri hakkında kesin bir bilgiye sahip miyiz? Nostalghia.com, Tarkovski’nin film eleştirmeni Leonid Kozlov’la yaptığı söyleşide onun bu soruya tam da bir liste şeklinde yanıt verdiğine işaret ediyor. Kozlov, Sight and Sound adlı dergideki makalesinde çok iyi hatırladığı 1972’deki ıslak, gir bir Nisan gününde “açık bir pencerenin yanında oturduklarını ve konu Otar Ioseliani’nin filmi Once Upon a Time There Lived a Singing Blackbird açıldığında birçok şey hakkında konuştuklarını” ifade ediyor.

Bu filme dair bir değerlendirme yapmak için bir süre çabalayan Tarkovski nihayet onu “çok iyi bir film” olarak nitelendiriyor. Kozlov ardından Tarkovski’den en sevdiği filmlerden oluşan bir liste çıkarmasını istiyor. Kozlov o anı şöyle anlatıyor: “Benim bu talebimi çok ciddiye aldı ve birkaç dakika boyunca düşünceli bir biçimde başını bir kağıt parçasının üzerine eğerek oturdu. Ardından Buñuel, Mizoguchi, Bergman, Bresson, Kurosawa, Antonioni, Vigo gibi yönetmenlerin isimlerinden oluşan bir liste yazmaya başladı. Bunlara bir süre durakladıktan sonra Dreyer’ı da ekledi. Sonra filmlerden oluşan bir liste yaptı ve onları dikkatlice numaralandırdı. Liste, öyle görünüyor ki, artık hazırdı, ama aniden ve beklenmedik bir biçimde Tarkovski başka bir filmi daha ekledi – City Lights.”

İşte Tarkovski’nin Kozlov’a göre yoğun bir iç müzakere sonucunda çıkardığı o liste:

Le Journal d’un curé de campagneRobert Bresson, 1951
Nattvardsgästern (Winter Light/Kış Işığı) – Ingmar Bergman, 1963
NazarinLuis Buñuel, 1959
Smultronstället (Wild Strawberries/Yaban Çilekleri) – Ingmar Bergman, 1957
City LightsCharlie Chaplin, 1931
Ugetsu MonogatariKenji Mizoguchi, 1953
Shichinin no Samurai (Seven Samurai/Yedi Samuray) – Akira Kurosawa, 1954
PersonaIngmar Bergman, 1966
MouchetteRobert Bresson, 1967
Suna no Onna (Woman of the Dunes/Kumların Kadını) – Hiroshi Teshigahara, 1964

tarkovski liste

Görsel: Nostalghia.com

tarkovski liste

Görsel: Nostalghia.com

İLGİLİ İÇERİK: Devrim öncesi Rusya’daki hayatı gösteren renkli fotoğraflar

Yazar:

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...