‘Kaldırılan’ Avrupa sınırları nasıl görünüyor?

Son yıllarda gündemdeki küresel çatışmalar ve Avrupa sınırlarına dayanan göçmenler nedeniyle yeniden sorgulanmaya başlayan Schengen anlaşması; aslında yıllar içerisinde yaşlı kıtadaki sınırların fiziksel olarak çok farklı bir görünüme kavuşmasını sağladı. Sınırların olmadığı bir kıtada yaşayanların ve hayatları pahasına o kıtanın sınırlarına ulaşmaya çalışanların tarihi karşılaşmalarına tanık olduğumuz bu günlerde, Hollanda’da yaşayan fotoğraf sanatçısı Valerio Vincenzo bugün çok daha farklı bir bakış açısıyla bakabileceğimiz bir çalışmaya imza attı.

Borderline, the Frontiers of Peace adı verilen proje kapsamındaki bu fotoğraf serisi 14 Haziran 1985’te imzalanan Schengen anlaşmasından sonra aradan geçen zaman diliminde Avrupa’daki sınırlarda meydana gelen radikal değişiklikleri gözler önüne seriyor.

Anlaşmaya dahil olan Avrupa ülkeleri arasındaki sınırları fiili olarak kaldıran bu anlaşma Avrupa’nın tam anlamıyla bir “birlik” olması yönünde atılan çok önemli bir adımı da sembolize ediyor. Bu sayede kıtadaki bütün sınırlar açılarak birliğe üye ülkelerin vatandaşların serbest bir biçimde dolaşması da sağlanmış oluyor.

26 Avrupa ülkesini kapsayan Schengen Bölgesi’ndeki sınırlarda üye ülkelerin vatandaşları pasaport ve sınır kontrolü olmadan diğer ülkelerle paylaştıkları sınırlardan özgürce geçebiliyor. Birliğe üye ülkelerin vatandaşları böylece toplamda 16,500 km’yi aşan uzunluktaki sınırlardan geçip komşu ülkeleri serbest bir biçimde keşfedebiliyor.

Bir sınır nedir?

Bu durumu olabilecek en iyi karelerle belgelemeyi hedefleyen Vincenzo, bütün bu “kaldırılmış” sınır hatları boyunca seyahat ederken yanındaki GPS desteği ve detaylı haritalardan yararlanmış. Elde ettiği fotoğraflar aracılığıyla “halihazırda barışçıl durumdaki bu geçişlerin özünü ve anlamını” sergilerken bir sınırın nasıl göründüğüne dair klişeleşmiş algıları ortadan kaldırmayı hedeflemiş. Vincenzo’nun bu fotoğraf serisi boyunca ortaya attığı şu temel soru da herhalde iki büyük dünya savaşı atlatan kıtadaki bu sınırların bugünkü haline baktığımızda hepimizin doğal olarak aklına geliyordur: “Bir sınır aslında nedir ki?”

2012 yılında “altmış yıldan daha fazla bir süredir Avrupa’da barış ve uzlaşı, demokrasi ve insan haklarının gelişimine yaptığı katkılar” nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne de layık görülen Avrupa Birliği bağlamında bugün şu soru belki de hiç olmadığı kadar daha güçlü bir biçimde yeniden sorulmaya başladı: Bu barışın daim olması sağlanabilir mi?

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Fotoğraf: Valerio Vincenzo

Görsel: Valerio Vincenzo

Görsel: Valerio Vincenzo

Written by

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...