Jüpiter’in kuzey kutbunda tuhaf şeyler oluyor

University College London bünyesindeki bir grup araştırmacı Jüpiter’in kuzey kutbunda şiddetli güneş fırtınaları sonucunda gezgene kadar ulaşan ışınların neden olduğu bir jeomanyetik fırtınayı ilk defa gözlemleme şansı buldu. Söz konusu fırtınanın yarattığı etkiler Jüpiter’in kuzey kutbunda inanılmaz boyutlarda auroraların (kutup ışıkları) oluşmasına neden oldu.

Yapılan incelemelerde söz konusu auroraların yarattığı ışığın Güneşten bile daha parlak olduğu keşfedildi. Aynı üniversitede astrofizik alanında çalışmalar yapan doktora öğrencisi Will Dunn, Jüpiter’deki bu kuzey ışıklarını incelediğinde yapılan karşılaştırmalar sonucunda bunların yeryüzünde oluşan ışıklardan yüz kat daha parlak olduğunu tespit etti. Dunn ayrıca henüz bu ışıkların tam olarak nasıl oluştuğuna dair kesin bir bilgiye sahip olmadıklarını da ekledi.

Jüpiter’in kuzey ışıkları teorik olarak; aslında devasa bir gaz kütlesi olan gezegenin son derece geniş manyetik alanıyla Güneş’in yüklü partiküllerinin etkileşime girmesi sonucu ortaya çıkıyor. Yıllarca süren araştırmaların sonucunda konuyla ilgili yine de birçok soru işareti mevcut. Jüpiter’in sıradışı atmosferinin en önemli gizemlerinden biri ise gezegenin kuzey kutbunun yakınlarında konumlanan parlak x-ray auroralar. Aslında hiçbir zaman ortadan kaybolmayan bu auroranın 2006’dan beri her 45 dakikada bir parlayıp sonra yine sönükleştiği gözlemlenmdi. Dunn tarafından Chandra X-ray Gözlemevi araclığıyla gerçekleştirilen yeni gözlemler de bu büyüleyici gizeme yeni bir boyut daha ekledi.

İLGİLİ İÇERİK: NASA, Jüpiter’in uydusu Ganymede’de bir okyanusun varlığını doğruladı

jüpiter aurora

Görsel: Joseph DePasquale, Smithsonian Astrophysical Observatory/Chandra X-ray Center

Dunn, 2011 yılındaki bir gözlemle Güneş’in yüzeyindeki manyetik plazmanın patlayıp büyük gaz kütlesi olan gezegenin manyetosferine çarptığını tespit etti. Bu olay Dünyada gerçekleştiğinde kuzey kutbu ışıkları olarak bildiğimiz şeyler ortaya çıkıyor, fakat Jüpiter’de sona ermeyen bu daimi aurora giderek daha da büyüyor ve daha da parlaklaşıyor. Peki Jüpiter’deki kuzey ışıkları neden belli bir tempoda yanıp sönükleşiyor ve neden 2011’deki güneş fırtınası sırasında bu tempoda dikkat çekici bir artış gerçekleşiyor? Bu soruları cevaplamaya çalışan bilim insanlarının sahip oldukları en makul teori; Güneş’in yüzeyindeki manyetik plazmanın patlayıp Jüpiter’in manyetosferine çarptığında gezegenin bu katmanının kendine özgü koşullarının etkisiyle oluşan sıkışma etkisi.

Hadiseyle ilgili daha detaylı teoriler için NASA’nın sürdürdüğü; Jüpiter’in manyetik alanıyla güneş rüzgârlarının sınırını araştıran Juno operasyonunun sonucunu beklememiz gerekiyor.

Dunn, “yeryüzünün manyetosferinin nasıl çalıştığına dair oldukça iyi bir anlayışa sahip olduğumuzu fakat evrenin, milyarlarca dış gezegen de dahil olmak üzere manyetik açıdan aktif nesnelerle dolu olduğunu belirtiyor” ve şöyle devam ediyor: “Bu manyetik alanların çeşitliliğini anlamak, bütün bu gezegenlerden herhangi birisinin yaşamı destekleyip desteklemediğini anlamakla doğrudan bağlantılı.

İLGİLİ İÇERİK: Gezegenimizden muazzam yoğunlukta karanlık madde ‘iplikleri’ filizleniyor olabilir