Juno, ancak hayal edebildiğimiz bir manzarayı kaydetti!

Juno, Jüpiter’in yörüngesine girmeden önce şimdiye kadar ancak hayal edebildiğimiz tarihi bir görüntü kaydetti.

Geçtiğimiz Pazartesi gecesi Jüpiter’in yörüngesine yerleşerek tarihi bir başarıya imza atan NASA’nın uzay aracı Juno gezegene yaklaşırken de yine tarihi bir görüntü kaydetmeyi başardı. Şimdiye kadar yalnızca insanoğlunun yalnızca hayal edebildiği bir fenomen Juno’nun elde ettiği görüntüler sayesinde artık açıkça izlenebiliyor.

Jüpiter’in yörüngesindeki uyduların gezegenin etrafında tam bir çember halinde dönüşü, Juno’nun ardındaki ekiten Scott Bolton’ın The Atlantic’e verdiği demeçte şöyle tanımlanıyor: “İnsanlık ilk defa bir gök cisminin bir diğeri etrafında döndüğünü görebiliyor.” Güneş sisteminin en büyük gezegenin videoda yörüngede dönerken görülebilen uyduları ise Io, Europa, Ganymede ve Callisto.

İLGİLİ İÇERİK: Jüpiter, uzay aracı Juno’yu bu tuhaf seslerle karşıladı

 

jüpiter juno uydu

Fotoğraf: NASA JPL

Bu görüntülerin gerçekten ne kadar inanılmaz olduğunu daha iyi anlayabilmek için astronomi ve bilim tarihine de atıfta bulunmak gerekiyor. Tarihin en önemli bilim insanlarından Galilei Galileo 7 Ocak 1610’ta yaptığı gözlemde Jüpiter’in yakınlarında üç parlak yıldızdan oluşan bir yıldız kümesi olduğunu düşündüğü bir görüntü tespit etti. Bu yıldızların tuhaf dizilimi elbette Galileo’nun ilgisini çekti, zira bunlar gezegenin etrafında bir çizgi üzerinde bulunan düşük bir parlaklığa sahip cisimlerdi. Bir sonraki gece yine aynı yere bakan Galileo, Jüpiter’in doğudan batıya doğru ilerleyip bu üç küçük yıldızı geride bırakacağını düşünüyordu.

Fakat bunun yerine bu üç ‘yıldızın’ halen Jüpiter’in batısında olduğunu fark etti. Bu tabloya göre Jüpiter sanki batıya değil de doğuya doğru hareket etmiş gibiydi. Bu durumun bir anomali yarattığını düşünen Galileo bu dizilimi daha sonra tekrar tekrar gözlemledi.

Rice Üniversitesi’ne bağlı Galileo Project, bilim tarihinin bu sıradışı hadiselerinden birini şöyle anlatıyor: “Galileo bu anomaliyi tespit etmesinden bir hafta sonra çeşitli bulgular elde etti. İlk olarak, bu küçük yıldızlar Jüpiter’i hiç terk etmemişlerdi; gezegenle birlikte hareket ediyor gibi görünüyorlardı. İkincisi, birlikte hareket ederlerken konumları hem birbirlerine hem de Jüpiter’e göre değişiyordu. Üçüncüsü de, bu yıldızlardan aslında üç tane değil dört tane vardı. 15 Ocak’ta şunu fark etti: Bunlar sabit yıldızlar değildi ve Jüpiter’in etrafında devinen gezegensel cisimlerdi. Jüpiter’in tam dört adet uydusu vardı.

Günümüzde bilim insanları Jüpiter’in aslında yüzlerce uydusu olduğunu biliyorlar. Fakat Galileo’nun bu keşfinin, söz konusu uyduların varlığından çok daha derin ve çarpıcı bir anlamı da vardı. Bu devasa aylar uzak bir gezegenin etrafında dans ediyorsa bu; Dünya’nın, etrafında bir şeyin döndüğü tek göksel cisim olmadığı anlamına geliyordu. Ve bu da dolaylı olarak Yerküre’nin bir zamanlar düşünüldüğünün aksine aslında evrenin merkezi olmadığını işaret ediyordu.

Juno’nun proje müdürü Rick Nybakken’in de ifade ettiği gibi, “bugün, aradan geçen neredeyse 500 yılın ardından söz konusu uyduların bu hareketini de görebiliyoruz.” Nybakken bu doğal harmoninin çok nadir elde edebildiğimiz manzarasını evrenimizi meydana getiren sayısız mekanizmanın da temelini oluşturduğuna dikkat çekiyor: “Bu uyum doğanın her ölçeğinde, doğrudan atomlara baktığınızda bile mevcut.

İLGİLİ İÇERİK: Jüpiter’in kuzey kutbunda tuhaf şeyler oluyor

Written by

Disiplinler ve kültürlerarası bir içerik deneyimi; en güncel felsefe, sanat, müzik, sinema, edebiyat, bilim ve teknoloji haberleri...