Hücresel yaratıcı atölyeler: Minima Moralia

Londra’da yaşayan iki mimarın; halka açık mekân ile özel mülkü ince ince soruşturan projesi Minima Moralia, Adorno referansı ile de dikkat çekiyor.

Londra’da yaşayan Jonas Prišmontas ve Tomaso Boano isimli iki mimar tarafından eleştirel bir enstalasyon olarak tasarlanan ve ismini Alman düşünür Theodor W. Adorno’nun 1951’de yayımlanan ve başyapıtı olarak kabul edilen Minima Moralia kitabından alan hücresel ve modüler stüdyolar; mevcut Londra şartlarının yaratıcı meslek dallarıyla uğraşan insanları nasıl etkilediğini politik bir eğilim içermeden soruşturma ve yansıtma amacı taşıyor.

Minima Moralia

Kaynak: DesignBoom

İLGİLİ İÇERİK: Adorno’nun ‘Minima Moralia’sının hardcore punk yorumu

 

Tasarımcılar, heykeltıraşlar, ressamlar, müzisyenler ve diğer yaratıcı disiplinlerde çalışan kişiler tarafından kullanılan bu küçük, hücresel alanlar; Londra’nın geçişken dokuları barındıran köşelerine, halka açık bir biçimde konumlandırılıyor. Sanatçılara göre tüm kapalı atölyeler ve stüdyolar yaratıcı topluluklar hakkında yeni tipolojiler oluşturma potansiyeli taşıyor.

İçleri; yaratıcı toplulukların masalar, raflar, yapay ışıklandırmalar, perdeler gibi bireysel ihtiyaçlarını karşılayan çeşitli biçimlerde tasarlanabilen bu yapılar, modüler çelik bir çerçeve üzerine inşa ediliyor.

Minima Moralia

Kaynak: DesignBoom

Minima Moralia, düşünsel olarak ‘bir alanda yaşama’ eylemini soruşturuyor. Tüm sanatçılar kullandıkları araçları ve ürünlerinin sırlarını bu alanlarda bırakıyor. Oldukça dar olan alan, kullanılmayan araç ve gereçlerin yer kaplamasını engelliyor; yalnızca işe yarar ve üretmeyi hızlandıran malzemeleri barındırmaya yetiyor. Bu ayrıca bir sosyal deney: insanlar arası etkileşimi ve halka açık mekân ile özel mekânların bağlantılarını da teşvik etmiş oluyor. Londra ev tipolojisinin yanlış kullanımlarına dikkat çeken bu proje; bir anlamda iki farklı alanın etkili bir biçimde birlikte kullanımını destekleyen kentsel bir akupunktur gibi.

Minima Moralia

Kaynak: DesignBoom

Bir temel amacı da konu ile sanatçının etkileşimini kolaylaştırmak olan Minima Moralia isimli yapıların tasarımları da buna göre düşünülüyor. Dik biçimde yerleştirilen ve oldukça şık gözüken pencereler, bir yandan dış dünya akarken, öte yandan içeride süren üretim faaliyetini aynı anda dışavuruyor. Sonuçta, elimizde yapı ve onu çevreleyenler arasında kolay kolay ortadan kaldıramayacağımız bir eşik yaratılmış oluyor. Ve ayışığının dışa, günışığının ise içe doğru gittiği günün sonunda; yıldızlar ve gökyüzü arasında da sabit bir etkileşim sağlanmış oluyor.

Proje hakkında ayrıntılı bilgiye projenin web sitesinden ulaşabilirsiniz.

İLGİLİ İÇERİK: İlkel ve çağdaş sanat imgelerini birleştiren ‘yıldızlı mağaralar’

Yazar:

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde felsefe lisansını sürdürüyor. Müzik ve sinemayla ilgileniyor.