LSD’nin zihin üzerindeki etkisi ilk defa görüntülendi!

LSD kullanmış bir insanın beyin aktiviteleri görüntülenerek ilk defa bu etki altındaki zihin hakkında bilgiler elde edildi.

Kimyager Albert Hofmann’ın yanlışlıkla LSD yutmasından ve ardından inanılmaz sonuçlarını deneyimlemesinden sonra beyin görüntüleme olanakları, araştırmacılara ilk defa LSD’nin bilinç üzerindeki büyük etkilerine bakabilme fırsatını verdi.

Psikedelik deneyimler, kişilerin kendilerinden bağımsız hissetmelerine sebep olan egonun ayrışması, çözünmesi özelliği ile göze çarparlar. Psikedelik maddelerden biri olan LSD (lizerjik asit dietilamid) kısacası asit, en güçlü halüsinojenlerden biridir. Beyinde yol açtığı hasarlarla da bilinen bu yarısentetik maddenin insan psikolojisini de alt üst ettiği bilinmektedir. Bu zararlara yol açan maddenin beyin ve bilinç üzerindeki etkileri bilim insanları tarafından merak konusu oldu ve bu alanda araştırmalar yapıldı.

LSD’nin beyin ve bilinçteki etkisini gözlemlemek için Robin Carhart-Harris’in başında olduğu bir araştırmada 20 kişiden oluşan katılımcılara iki gün boyunca test yapıldı. İlk günde 75 mikrogram LSD ve diğer gün ise ilaçmış gibi görünen fakat fonksiyonu olmayan bir madde (plasebo) verildi. Ardından gönüllüler tarayıcı vasıtasıyla beyinlerinin hem ilaçlı hem de ilaçsız hallerinin üç farklı teknikle görüntülerini çektirdiler. Daha sonra bütün bu görüntüler bir araya getirtilerek sinirsel aktivitenin kapsamlı bir resmi elde edildi.

İLGİLİ İÇERİK: Lewis Carroll klasiğinin 1971 tarihli tuhaf kısa film uyarlaması: ‘Meraklı Alis’

MRI taramaları, LSD’nin beynin bölgelerindeki aktivitelerin daha az koordineli olduğunu gösterdi. Etkisinin boyutu katılımcıların egolarının ayrışmasının derecelendirmeleriyle ölçüldü. Bir diğer görüntüleme tipi, manyetoensefalografi;  egonun ayrışmasıyla alakalı olan alfa beyin dalgalarının ritminin LSD etkisinde zayıfladığı ortaya çıktı.

 

Scans showing marked difference in active areas between placebo and LSD

Plasebo ve LSD kullanımının beyindeki aktif alanlardaki farkı / Görsel: NewScientist

Bir diğer merak konusu olan halüsinasyonlar, yalnızca görme merkezinin görme sistemiyle etkileşim halinde olmasıyla değil beynin diğer bölümleriyle de etkileşim halinde olmasıyla açıklandı. Yani araştırmacılar LSD’nin, beynin bölümleri arasındaki iletişimi arttırdığını ve beyni bir bütün olarak çalıştırdığını gözlemlediler. Carhart-Harris’e göre bu, beynin çok daha basit bir şekilde çalışması demekti.

1950 ve 60’larda LSD ve diğer uyuşturucular ile yapılan araştırmalar, duygudurum bozukluklarında, bağımlılıklarda ve diğer sorunların tedavisinde umut vericiydi. Fakat LSD uluslararası anlaşma tarafından yasaklanınca, birçok bilimsel çalışma durduruldu.

Çalışmanın başyazarı David Nutt bu çalışmanın başkaları için ilham kaynağı olmasını umut ettiğini belirtti. University of Basel’da uyuşturucu üzerine araştırma yapan Mathiass Liechti ise çalışmanın bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Kısacası her ne kadar LSD insan beyni ve psikolojisi için zararlı olsa da beynin çalışma şekli ve bilinç konusunda yararlı bir çalışmaya imza atmada yardımcı oldu.

İLGİLİ İÇERİK: Rastlantısal şekillerden çıkan tuhaf anlamlar: ‘Apophenia’

Written by