Yaşananlar, evrenin bir simülasyon olduğunu doğruluyor mu?

Brexit, Amerika’daki seçimler, Amazon’un çökmesi, Oscar töreni… Bu olaylar bir simülasyonun içinde yaşadığımız tezini doğrulamaya yeter mi?

2003 yılında Oxford Üniversitesi’nden İsveçli felsefeci Nick Bostrom, ‘simülasyon hipotezi’ni açıkladığı bir makale yayımladı. Nick Bostrom’a göre alttaki üç önermeden en az biri doğru olmalıydı:

1) Teknolojik gelişme çağında olan neredeyse tüm uygarlıklar, teknolojik olgunluğa, yani insan-sonrası döneme erişemeden yok olacak.
2) Teknolojik olgunluğa erişmiş insan-sonrası uygarlıklar, insanlığın tarihiyle ve atalarının kaynaklarıyla ilgilenmeyecekler.
3) Zaten neredeyse kesin olarak bir simülasyonun içinde yaşıyoruz.

Bostrom’un bu hipotezinde kurguladığı ‘insan-sonrası’ çağ, teknolojinin en üst düzeye ulaşmış olduğu,  süper zeki bir bilgisayarın, insanın bilgi işleme gücünün bir milyonda birinden daha azını kullanarak ve çok daha kısa bir sürede, tüm insanlığın zihinsel geçmişini üretebileceği bir gelecek ihtimalini işaret ediyor.

Hayâl edin, uzak bir gelecekte, insan-sonrası bilgisayarlar, atalarının zihinlerinin replikalarını devasa bir bilgisayar ağı üzerinde işletme gücüne sahipler. Ayrıca bir bilinçleri var, robotların yaşamsal hakları olabileceğini biliyorlar.

Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde geçtiğimiz yıl Isaac Asimov’un anısına düzenlenen bir açık tartışmada, moderatör, astrofizikçi Neil DeGrasse Tyson “Bir gün simülasyonda yaşadığımız gerçeğini öğrendiğimizde ‘şaşırmadım’ diyecek ilk kişi benim.” demişti. Geçtiğimiz yıl Kaliforniya’da düzenlenen bir konferansta konuşan teknoloji dehası ve girişimci Elon Musk, Tyson’dan daha cesur davranıp bu olasılığa inandığını “temel gerçeklikte olma ihtimalimiz milyarda bir” sözleriyle dile getirmişti.

İLGİLİ İÇERİK: Gelişmiş robotlar bizi neden korkutuyor?

Hikâye Wachowski kardeşlerin 1999 yılında yazıp yönettiği The Matrix filminden tanıdık gibi gözüküyor. Bostrom bu makaleyi 2003 yılında yayımladı, makalenin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçti;  ‘gerçeklik’ algımız teknolojik gelişmelerle sürekli sınandığından olsa gerek, ‘simülasyon’ tartışması her geçen gün alevlenerek büyümeye devam ediyor. Zira her geçen gün evrende ters giden bir şeyler olduğunu ispatlayacak nitelikte olaylar yaşanıyor. Örneğin Brexit’ten hayır sonucu çıkması beklenirken, İngiltere halkı ‘evet’ dedi. Clinton’ın ABD’nin yeni başkanı olacağından neredeyse herkes eminken, seçim sonuçları Trump’ı gösterdi. Dünyanın en büyük elektronik ticaret ağı Amazon, geçtiğimiz günlerde dört saat boyunca çalışmadı. Amerikan futbolunun en önemli maçı Super Bowl’un yayınında ciddi bir kesinti yaşandı. Peki ya Oscar törenlerinde yaşanan “En İyi Film” aksaklığı?

Teorik fizikçi Lisa Randall. / Görsel: Matthew J. Lee/The Boston Globe, Getty Images

İLGİLİ İÇERİK: Küçük bir tasarım değişikliği Oscar skandalını engelleyebilir miydi?

Birbirini izleyen bu tuhaf olaylar simülasyon fikrini güçlendirse de, bilim ve felsefe dünyası elbette bu konuda henüz uzlaşmış değil. Harvard Üniversitesi’nden teorik fizikçi Lisa Randall şüpheci cephenin önde gelen isimlerinden. Randall, bahsi geçen panelde alışılmış bir pozitif bilimci tavrıyla “Bu durum yalnızca iyi tanımlanmış olasılıklarla temellendirilemez. Argüman evrenin bir simülasyon olması konusunda çok olasılık sunuyor. Bence burada bir problem var. Biz çoğu zaman kendimizle ilgileniriz. Bu üstün türlerin neden bizi bir simülasyon olarak çalıştırdığını bilemiyorum.” diyor. Oscar töreniyle ilgili Quartz tarafından yapılan yeni bir söyleşide de olayın suçunu bir simülasyonun içinde olduğumuz fikrine yüklemenin daha çok sorumluluktan kaçmak gibi göründüğünü savunuyor.

Yazar:

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde felsefe lisansını sürdürüyor. Müzik ve sinemayla ilgileniyor.