20. yüzyıldan 8 kadın sürrealist ressam

Sürrealizm 20. yüzyılın çalkantalı günlerini yaşayan kadın ressamlara rüyaların derinliklerini ve bilinçaltını dışavurabilme olanağı veriyordu.

  1. yüzyılın sürrealist resim hareketinde erkek sanatçılar çoğunlukta olsa da, sürrealizm birçok kadın sanatçıyı sanatsal kimlik arayışlarını cinsiyet ve kadın cinselliği gerçeklikleriyle ilişkilendirmek konusunda cesaret verdi. Zira sürrealizm, kadın sanatçılara rüyaların derinliklerini ve bilinçaltını dışavurabilme olanağı veriyordu.

Nicola Eisenman ve Inka Essenhigh’ın çalışmaları sonucunda Harikalar Diyarında: Amerika ve Meksika’daki Kadın Ressamların Sürrealist Maceraları isimli çalışmada, Meksikalı kültür ikonu ve sürrealist Frida Kahlo ile aynı dönemde yaşamış sekiz kadın sanatçıya ait eserler bir araya getirildi.

Gertrude Abercrombie

The Courtship, 1949, Gertrude Abercrombie / Kaynak: Artsy

Aslen Teksaslı olan sanatçı yaşamının büyük bir kısmını Illinois’te geçirdi. 1940’larda eşiyle birlikte caz müzisyenlerinden ve diğer sanatçılardan oluşan yakın çevresi için abartılı partiler düzenlese de, eserlerinde bu hareketli hayattan ziyade ay, kedi ve gizemli kadınlar gibi gotik figürlerle çok daha sade bir dünyayı resmetti.

Remedios Varo

Papilla Estelar, 1958, Remedios Varo / Kaynak: Artsy

İkinci Dünya Savaşı’nın başında eşi Fransız sürrealist şair Benjamin Peret’le beraber Franco İspanyası’ndan ve Nazi işgalindeki Paris’ten kaçarak Meksika’ya yerleşen Varo, edebiyat ve doğa esintili sürreal kadın figürleri çizdi.

İLGİLİ İÇERİK: Gustav Klimt’in kadınları bir araya geliyor!

Dorothea Tanning

sürrealist

Sol: Fatala, 1947 – Sağ: High Wires, 1950, Dorothea Tanning / Kaynak: Artsy

Duygusal ve cinsel açıdan huzurlu kadınlar resmeden Tanning, Dada akımından da etkilendi. Bir süre New York’ta yaşadı, sonrasında Arizona’da zaman geçirdi. 1950’li yılların sonlarına doğru Fransa’da yaşadığı dönemlerde ise soyutlama ve heykel üzerine yoğunlaştı.

Helen Lundeberg

Sol: Portrait of Inez, 1933 – Sağ: Biological Fantasy, 1946, Helen Lundeberg / Kaynak: Artsy

André Breton’un saflığı ve psişik kendiliğindenliği savunan manifestosuna karşılık olarak eşi Lorser Feitelson ile Kaliforniya’da Post-sürrealizm akımına öncülük eden Lundeberg, Avrupa’daki ressamlardan farklı olarak bilinçaltını tasvir etmek için daha akılcı bir yaratıcılık biçimi kullandı. Resimlerinde biyoloji, astronomi ve fizik gibi bilimlerin gizemlerini yansıttı.

Meret Oppenheim

Eichhörnchen, 1969, Meret Oppenheim / Kaynak: Artsy

Resim ve fotoğraf alanlarında deneysel çalışmalara imza atan Oppenheim, günlük nesnelere sembolik anlamlar yükleyerek, kadın vücudunun toplum tarafından maddeleştirilmesine işaret etti.

Kay Sage

The Outline of Silence, 1950, Kay Sage / Kaynak: Artsy

Issız mekânları güçlü mimari formlarla ve kesin çizgilerle küresel biçimlerde yansıtan Sage, sanatsal tavrı olgunlaştıktan sonra eserlerini düzenli olarak New York’ta sergiledi.

Rosa Rolanda

Autoretrato, Rosa Rolanda / Kaynak: Artsy

Sanat kariyerine Broadway’de bir müzikal aktrisi olarak başlayan Rolanda, Man Ray’in ışığa duyarlı malzemeler kullanarak kamera kullanmadan fotoğraflama tekniği olan fotogramlarından etkilendi ve sürreal portreler çizdi.

Leonora Carrington

Bird Bath, 1974, Leonora Carrington / Kaynak: Artsy

Zengin sanatsal yaşantısında resimler ve heykeller üreten İngiltere doğumlu sanatçı, öyküler de yayımladı. 1938’de Uluslararası Sürrealizm Sergisi’nde eserlerine yer verildi. Macar fotoğrafçı Emeric Weisz ile evlendi ve Meksika’ya taşındı.

 

Yazar:

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde felsefe lisansını sürdürüyor. Müzik ve sinemayla ilgileniyor.