Felsefenin magazini: Filozofların özel yaşantıları

Jacques Derrida’nın Kant, Hegel ya da Heidegger hakkında en çok merak ettiği şeylerden biri de, filozofların cinsel yaşantılarıymış.

2002 yılında çekilmiş biyografik belgeselde yönetmen Amy Ziering, Fransız düşünür Jacques Derrida’ya, Kant, Hegel ya da Heidegger hakkında bir filmde en çok neyi görmek istediğini soruyor. Derrida’nın cevabı şaşırtıcı: “cinsel yaşantıları.” Kofman bu şaşırtıcı cevabın sebebini merak ediyor. Derrida, bu filozofların yapıtlarında cinsel yaşantılarından hiç bahsetmediklerini, kendilerini aseksüel olarak sunduklarını söylüyor.

Felsefenin aşkla ilgili söyleyecek çok şeyi var elbette. Hatta felsefe ‘Aşk nedir?’ sorusuyla başladı bile diyebiliriz. Bu sebepten Derrida’ya göre filozofların en azından felsefî metinlerinde kendi aşk yaşantılarından biraz bahsetmesi gerekiyor. Felsefenin temel meselesi gayrişahsî mantıksal ve evrensel düşünce sistemleri inşa etmek. Geleneksel felsefede filozofların cinsel yaşantısına dair biyografik bir içgözlemin yer bulamaması bu sebepten olsa gerek. Öte yandan, felsefenin derinliklerine inildiğinde, filozofların kendi cinsellikleri hakkında söyleyecekleri çok şey var gibi gözüküyor.

Platon ve Aristoteles’in metinleri, Antik Yunan’daki aşk mefhumuna göndermelerle doludur. Metinlerdeki karakterler arasındaki ilişki, her zaman olmasa bile Platonik bir ilişkidir. Teolog ve felsefeci Aziz Augustin örneğin, metinlerinde itiraflara yer verir. Cinsel ilişkiden kaçındığı zamanlarda Tanrı’ya şöyle seslenir: “Bana iffet ve tutku ver, ama henüz değil.” Ortaçağ düşünürlerinden Peter Abelard ve Heloise d’Argenteuil’in aşkı da oldukça iyi bilinir, mektuplaşmaları ve Peter Abelard’ın aşk şiirleri, en az felsefî metinleri kadar etkilidir.

Jean-Jacques Rousseau da mektuplardan oluşan yarı kurmaca romanı Julie ya da the New Heloise’de aşka değinir. İtiraflar adlı metninde de aşklarından ve aralarına sevgilisi Madam de Warrens’ın da dahil olduğu kayıplarından söz eder. Rousseau, Kant gibi, mastürbasyon hakkında bir şeyler yazmıştır.

İLGİLİ İÇERİK: Bugünü Simone de Beauvoir ile anlamak

Örnekler Kierkegaard’la devam eder. Danimarkalı filozof ve teolog Søren Kierkegaard, Baştan Çıkarıcının Günlüğü isimli kurmaca ağırlıklı eserinde, filozofun Regine Olsen’le olan ilişkisini okumak mümkündür. Schopenhauer, Aşka ve Kadınlara Dair isimli mizojinik sayılabilecek metni kendi deneyimlerinin yansıması olarak okunabilir. Hegel de felsefî metinlerinde Hıristiyan evliliğe, aile yapısına ve cinselliğe ilişkin şahsî olmayan şeyler söyler. Öte yandan, ev sahibinin eşiyle yaşadığı ilişkiden bir çocuğu olduğu bilinmektedir.

35 yaşındaki filozof, evli ve baba Martin Heidegger en önemli eseri Varlık ve Zaman üzerinde çalışırken 18 yaşındaki Yahudi öğrencisi Hannah Arendt‘e 1925 yılında yazdığı ilk mektupta “Hemen bu akşam size gelmeli ve kalbinize hitap etmeliyim.” cümlesiyle seslenir. Arendt ise, yazdığı tezde Augustin’de aşka odaklanır. Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir arasındaki ilişki de oldukça meşhurdur. Roland Barthes’ın Bir Aşk Söyleminden Parçalar’ı da kendi yaşamına dair detaylar içerir.

Fakat muhtemelen seksin en büyük filozofu Michel Foucault’dur. Filozof 1984’te AIDS’ten ölmeden önce üç ciltlik Cinselliğin Tarihi’ni yazmıştır. Yine de bu metinlerde Derrida’nın The Post Card isimli kitabında olduğu gibi bireysel referanslara rastlamak pek mümkün değildir.

İLGİLİ İÇERİK: Foucault ile egemen iktidarın yeniden yorumu

Filozofların düşünce yapıtlarında cinsel yaşantılarına dair ipuçlarına rastlamak olanaklı gözüküyor. Fakat esas soru şu: Bu ipuçlarını tanımlamak, felsefî metinleri anlamamıza yardımcı olur mu? Cinselliğin bütünsel bir felsefî metni açıklamasını beklemek biraz indirgemeci ve felsefî olmayan bir tavır gibi gözüküyor. Felsefenin neye izin verip neye izin vermediğiyle ilgili bir problem olarak karşımıza çıkıyor bu, daha çok felsefenin ne olup olmadığı ile ilgili bir soru.


IAINews‘te yayımlanan Martin McQuillan‘ın yazısından kısaltılarak Türkçeleştirilmiştir.

Yazar:

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde felsefe lisansını sürdürüyor. Müzik ve sinemayla ilgileniyor.